Hüzünlü yağmurunu bekliyorum sonbaharın. Alışmaya çalıştığım şeyler birikiyor boğazıma. Yine baş başayız sevgilim sönmüş sokak lambalarının altında. Avuçlarımı terletiyor aşkın. Ölümüne sevişiyoruz seninle. Sessizliğim küsüyor bana , hatıraların gönlünü alıyorum. Teninin kokusunu taşıyor rüzgar. Kapatıp gözlerimi peşinden gidiyorum. Canımın sıkıntısını rafa kaldırıyorum. Bir mezar kazıyorum yalnızlığa. Seninle beraber mezara kıvrılıyoruz. Kırıyorum mezar taşlarını teker teker. Adımız geçmiyor hiç bir öyküde. Kimse bilmeden yaşıyoruz mahkumluğumuzu. Bir yol geçiyor ardımızdan. Sonunu bilmediğimiz tepelerin ardına doğru. Olanca gücümüzle haykırıyoruz suskunluğumuzu. Bir çiçek açıyor özlemimizde. Kana kana doyuyoruz aşka ve kimsesizliğe...
Bir birimize sarılıyoruz. Bütün evler yıkılıyor bir bir. Depremin enkazında bırakıyoruz hiçliğimizi.Yüzü isli bir çocuk ağlıyor mutsuzluğumuza. Bir anne feryat ediyor hıçkırarak. Ruhunu tadıyorum izbeliğin ortasında. Bir paçavra gibi silkeleniyorum dilek ağacının dalında. Huzursuz bir dert ortağı bırakıyoruz ardımızda. Yabancı bir yüz buluyor bizi. Gözlerinden çalıyor beni. Yok pahasına satıyor çirkin sesiyle. Şekerini düşüren bir çocuk gibi ağlıyorum ve ruhunu tadıyorum tozun toprağın içinde. Kayboluyorum ve terliyorum teninde. Nefesin hışırdatıyor yaprakları. Bir hüzünlü yağmur yağıyor. İçine karışıyorum. Bir otomobilin altında eziliyorum. Zamanın içinde kan tutuyor beynimi. Tiksiniyorum mutluluğundan. Gecenin karası yüzüme çalınıyor. Kimsesizliğimden utanıyorum. Kurumuş yaprak gibi ikiye ayrılıyorum. Rüzgara teslim ediyorum aşkımı. Bir sigara daha yakıyorum ve ruhunu tadıyorum dumanında.
Alışıyoruz terkedilmişliğimize. Bir çadır kuruyoruz göçebe sevgimizin eteklerine. Fırtınalara kafa tutuyoruz. İçleniyoruz her güne. Tutulacak yaslar çoğaltıyoruz birbirimizde. Ateşe veriyoruz kilitli sandıklarımızı. Küllerinden dövme yapıyoruz dudaklarımıza. İçimize kin doluyor ve yüzüne tükürüyoruz hayatın. Issız bir çölün kum fırtınasına terk ediyoruz son damlamızı. Seni göresim geliyor birden. Bir limanda bırakıyorum umutsuzluğumu. Bir mülteci gibi gemilerin en ücrasında telaşlanıyorum ve ruhunu tadıyorum karanlıkta.
Sana hüzünlü bir yağmur bırakıyorum ardımda ve ruhunu teslim ediyorum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder