Vazgeçmek kolay mıdır ? Hayattaki en kolay şey canım ne var bunda. Vazgeçtim dersin ve vazgeçersin. Bi kenara bırakırsın. Hatırlamaz mısın peki hiç ? Küçükken herkesi bi köpek kovalamıştır. Hatırlarsın elbette.
Artık hayatta anlam aramıyorum. Mesela matematikte bazı şeyler ispatlanır, bazıları ispatlanamaz ve bazılarının da ispatlanıp ispatlanamayacağı ispatlanır. Ne yaptığımın farkında olmadığım sınavlardan hep iyi not almışımdır. Formül ne demişse eyvallah diyip yapmışımdır. Bi anlam aramadan sorgulamadan. İnsan zihniyetine ters geliyor ama sormadan yaşıcaksın. Gelen gelsin. Aslında bunu denediğim zamanlarda hayat daha bi ben merkezli olmuştu. Hoş insanların "biz" merkezli bi anlayışı hiç olmadı ya nese.
Eve gelirsin. Uzanırsın biraz. Sonra gitar çalarsın. Mutfaktan acayip acayip sesler gelince ocağa tavuk koyduğunu hatırlarsın. Panik olursun. Sonra sakinleşirsin. Sevdiğin insanları hatırlarsın. Ne çok insan sevmişsin şaşırırsın. Sessizleşirsin. Susarsın. Uzanmaya devam edersin. Uykun gelmeden uyumak istersin. Hep uyumak istersin aslında. Sonra bi an evde olduğuna şaşırırsın. Kurduğun hayallere kaptırmışsın kendini. Bi anda canın çay çeker. Üşenirsin. Ayakların da baya bi üşür. Yataktan çıkmak akıl karı olmaz. Her şeyi yaparsın da soru sormazsın ya aslında hayatın anlamı bu olsa gerek. Saçma sapan soru işaretleri ne diye dursun cümlelerin sonunda. Yaşamak istediğini yaşa ve her cümlenin sonu noktayla bitsin. Üç nokta değil. Adam gibi bitsin işte cümleler. Öznesi ne olursa olsun; birinci tekil şahıs eki olsun fiillerde. Hmm. Sanırım işte hayat bu. Yaptım ve oldu. Basit ve kısa. Sevgiler
28 Aralık 2011 Çarşamba
20 Aralık 2011 Salı
Sen Bilmezsin
Sen bilmezsin, ben sevince sesim kesilir. Ne gamlı bir adam olurum hayal bile edemezsin. Seni görmek için okula gelirim, seni görünce bakamam. Susarım. Aklımda akar gider konuşmalarımız. Ciddileşirim. Hatta kızgınlaşırım. Oysa o sırada hayaller kurmuşumdur. Sen bilmezsin. Ne dinlediğimi duyarım ne de okuduğumdan bir şey anlarım. Sadece sen olmuşsundur benim derdim. İçtiğim çayın ne zaman bittiğini bile farketmem. Çay benim için önemldir söylemişimdir. Hep yanında olasım gelir ama sen bilmezsin. Her sabah farklı bi gayretin içinde bulurum kendimi. Daha yakın olmak vardır aklımda. Gözlerine bakıp cevaplar vermek , saçmalamadan cümleler kurmak vardır mesela , heyecandan sesim titrer mi diye endişelenmek vardır gözlerimde ama sen bilmezsin.
Dün geceki rüyanın etkisinden çıkmaya çabalıyorumdur yarı uykulu yarı uyanık. Kimseyle konuşmam o anlarda. Bir sana selam verir gözlerim onu da sen görmemiş olursun zaten. Kendime gelene kadar gün bitmiş olur bazen. Beraber yürürüz diye ihtimaller dolaşır aklımda. Gözlerim seni arar da saatler geçer beklerken. Senden öğrendiğim şarkılar dolanır dilime. Senin de söylediğini hissederim içten içe. Her anıma karışır senin bir anın. Ya benimle beraber otobüstesindir ya da beraber metrodan çıkıyoruzdur. Derse geç kalırken merdivenleri birer ikişer çıktığımız olur bazı günler. Bazen de birlikte tembellik yaparız evde. Akşamları yürüyerek döneriz. Kafamız bozuk olursa da soğuktan üşüyesimiz gelir. Donmaya yüz tutsak da beraberliğimizle ısınırız. Sen bilmezsin aklımdan bunlar geçerken ; beni ücra bir yerde tek başına otururken görürsün.
Sen geçince yanımdan bir heyecan boşalır göğsüme. Ne zor nefes alırım o anlarda bir bilsen. Her zaman daha da fazla bulanır midem heyecandan. Bazı zamanlar baya uzun sürer etkisi. Yemekten içmekten kesilirim. Her gece ezberlediğim fotoğraflarına bakarken hiç sıkılmıyorum. Kaç kere baştan dönmüşümdür saymadım sanırım. O zaman özgür oluyorum işte. Sadece salakça bir gülümseme oluyor yüzümde. Kendim oluyorum. Ne hesap sorma ne kızgınlık ne de mutsuzluk. Sadece bir gülümseme. Yanımdaymışçasına. İçim bir başka mutlu oluyor. Kısa bir an da olsa... Sen bilmezsin aklına bile gelmiyorumdur dediğin günlerde senin hayalinle uyuyorum.
Kimse bilmez. Sevince başka olurum ben. Yollar bir başka kısalır. Her anıma sen girersin. Sensiz bi anım geçmez. Hep bir köşeden çıkacağın anı beklerim. Ya da yanıma oturacağın bir günü. Seni sevdiğimi söyleyeceğim bir geceyi, senle buluşacağım bir sabahı beklerim. Sen bilmezsin... Ben sevince bir başka severim...
Sevgiler.
11 Aralık 2011 Pazar
Yazmak Olsun Diye
Bazen şu televizyonda oynayan dizi karakterlerine çok özeniyorum. Her günleri başka bi çile. Onların hayatlarıyla kendiminkini kıyaslayınca baya silik bi hayat yaşadığım. Kaç gündür yazacak bir şey bulamıyorum. Eskiden olsa internet falan olmazdı yazamazdım. Şimdi internet var yazacak bişey yok. Her zaman böyle olmak zorunda mıdır ? Arz- talep eğrisi hayatımızın her anına sızmak zorunda mıdır ?
Son yaşadığım en atraksiyonlu şey sanırım köfte yoğurmaktı. Sonra onları pişirmek. Yağın çıkarttığı o inanılmaz heyecan verici ses havayı tamamlıyordu. Bu aralar böyle gitmekte. Sade. Sıradan. Aslında şarkı mevzusunu dün geceden beri meşgale olarak seçtim diyebilirim. Zorlayarak insanlara dinlettirmeye çalışıyorum. Ne zorum var onu da anlamıyorum ya. Beğenirlerse dinlerler diyorum. Sanki dünya dinlicek anasını satayım. Basit bir tatmin yöntemi. O izlenme artınca hoşuma da gidiyor hani. İnsanların yaptığı gibi önemli olan benim mutlu olmam değil mi ? Varsın zorlamayla olsun.
Gönül hala çok fazla şey yazmak istiyor ama gel gör ki yazacak pek de bir durum yok. Haftasonları kangren oluyor içimde. Beynimden bütün vücuduma dağılıyor. Hem de baya bi hızlı. Gerçi bu günü ayrı tutabilirim. Güzel bir akşamdı. Ne yazık ki geçmişte kaldı. Eve gelince ne oluyorsa anlamıyorum bi darlanıyorum. Bi çözüm bulcam elbet ama ne zaman ben de bilmiyorum. Bekliyoruz bakalım bir şeyler olur elbet. Sevgiler
Son yaşadığım en atraksiyonlu şey sanırım köfte yoğurmaktı. Sonra onları pişirmek. Yağın çıkarttığı o inanılmaz heyecan verici ses havayı tamamlıyordu. Bu aralar böyle gitmekte. Sade. Sıradan. Aslında şarkı mevzusunu dün geceden beri meşgale olarak seçtim diyebilirim. Zorlayarak insanlara dinlettirmeye çalışıyorum. Ne zorum var onu da anlamıyorum ya. Beğenirlerse dinlerler diyorum. Sanki dünya dinlicek anasını satayım. Basit bir tatmin yöntemi. O izlenme artınca hoşuma da gidiyor hani. İnsanların yaptığı gibi önemli olan benim mutlu olmam değil mi ? Varsın zorlamayla olsun.
Gönül hala çok fazla şey yazmak istiyor ama gel gör ki yazacak pek de bir durum yok. Haftasonları kangren oluyor içimde. Beynimden bütün vücuduma dağılıyor. Hem de baya bi hızlı. Gerçi bu günü ayrı tutabilirim. Güzel bir akşamdı. Ne yazık ki geçmişte kaldı. Eve gelince ne oluyorsa anlamıyorum bi darlanıyorum. Bi çözüm bulcam elbet ama ne zaman ben de bilmiyorum. Bekliyoruz bakalım bir şeyler olur elbet. Sevgiler
1 Aralık 2011 Perşembe
Farklı Bir Gece
Anlamlandırmadığım hayata devam etmekle yükümlüyüz ya her sabaha değişik umutlarla uyanmaya çalışıyorum. Günler akıp gitmesin istediğim zamanlardan birindeyim. Sadece yaşıyorum. Yaşamasam bir şey kaybetmezdim. Bunları düşünmek canımı sıkıyor. Neden diye sorup duruyorum. Verebildiğim bi cevap yok. Oysa tatlı telaşlı günlerim olurdu benim. Hep bi yerlerde hep bir şeylere yetişmeye çalışırdım. Trafik sıkıştı mı endişelenirdim. Bazen koşturarak acele ederdim. Bekleyeni bekletmek olmaz diye. Şimdiye bakıyorum. Hiç ilerlememiş gibi yürüyorum. Sessiz sedasız.
Saçma bi gün daha eksildi hayatımdan. Diğer insanlar gibi olursam mutlu olabileceğimi düşünmüştüm. Ertesi gün hatırlanmayan bi yığın muhabbeti arkada bırakmak beni mutlu edecek bi şey değilmiş farkettim. Başka bi yol bulmam lazım. Kaç gecedir yapayalnızım. Bu gece diğerlerinden çok farklıydı. Hep kendimi avutmuşum. Mutluyum diye. Sadece bi yanılgı. Öyle bi yanılgı ki kaç gece gerçek gibi yaşamışım. Bu gece o kadar sıkıldım o kadar bunaldım ki, sanki duvarlar üstüme geliyordu ve ben nefessiz kalıyor gibiydim. Saat on buçuğa geliyordu. Daha fazla dayanamayıp kendimi dışarı attım. Sessiz bir gecede yine yalnızdım. En azından açık bi alanda olmak bi nebze de olsa ferahlattı beni. Can sıkıntısından ne yapacağımı bilmez bir haldeydim. Aklımda yine o vardı. Beni bu durumdan kurtarabilirdi. Hava da baya soğuktu. Çıkar çıkmaz pişman olsam da bakalım ne olcak diyip yürüdüm. Sadece yürüdüm. Az aşağıdaki parka gittim. Loş bi banka oturdum. Sessizdi. Kimsecikler yoktu ortalıkta. Ağaçların altında olmaksa acayip bi güven hissi veryordu bana. Aklımdan neler geçti neler. Gözlerim bi noktaya kilitlenmiş nerde olduğumun farkında bile değildim.
Bir sürü senaryo kurdum kafamda. Artık bu saçmalığa bir son vermem lazımdı. Ama nasıl ? İşin gerçeği pek mantıklı düşünemiyordum. Sadece onu alıp bi kenara çekip konuşmak geliyordu içimden. Ya da nutuk çekmek ya da azarlamak. Sonucunun ne olacağı önemli degildi. Sadece kafamı meşgul edecek bi sonuç olacaktı. Her ne olursa. Söyliyeceğim sözleri bir bir sıraladım. Sanki yanımda oturmuş gibi. Kızgındım evet. Hava soğuktu ama yüzüm ateş gibi yanıyordu. Ayaklarım çoktan buz gibi olmuştu. Ellerimi hareket ettiremez bi hale gelmiştim. Oturdum öylece. Sakinleşene kadar, uyuşana kadar. Sanki bütün kurduğum hayalleri gerçekmiş gibi yaşıyordum. Bu şizofrenik duygu beni biraz da olsa rahatlattı. İçimi döktüm kendime. Biliyorum delilik. Ya da çaresizlik. Dinleyecek birileri olsa böyle saçmalıklara kalkışmazdım. Bu gece farklıydı.
Ne saat ne cüzdan ne de teleon vardı yanımda. Ne kadar oturdum öyle kestiremedim. Artık soğuk canımı yakmaya başlayınca mecburen kalktım. Bi an oturduğum banka kıvrılmayı düşünmedim degil. Sabaha kadar donardım. Belki soğuktan ölürdüm. Ve bütün mesele kökünden hallolurdu. Herkes hayatına devam ederdi. Kimsenin hayatında en ufak bi değişiklik olmadan. Belki bi ara yokluğum farkedilirdi ve kimse ölmeden önce dudaklarımda kimin isminin kaldığını öğrenemezdi.
Eve doğru yürümeye başladım. Hala uyur gezer haldeydim. Yürürken senaryoları farklılaştırdım. Kimisinde sözlerimi bitirince kalkıp gittim. Kiminde elimi uzatıp tutmasını bekledim. Kiminde sadece gözlerime bakmasını söyledim. Kiminde sadece sorular sordum. Cevaplarını bildiğim sorular. Ama hepsinin sözleri aynıydı. O hepsinde susuyordu ve ben konuşuyordum sadece. Kaç ayın hesabını sorarcasına. Evin yolu daha bi kısa geldi. Uzun banliyö yolculuklarından sonra iki dakikada kurtuluşa gelmek pek tabi rahattı ama kendime zaman ayıracak fırsatım olmuyordu. Ne zaman kendime yönelsem yol hep daha kısalırdı gözümde. Bu gece de onlardan biri gibiydi.
Artık eve gelmiştim. Soğuktan uyuşmuş bi halde girdim içeri.Bir saatten fazla olmuş çıkalı. Kafamdaki duman biraz dağılmıştı sanki. Yarın sınav var. Aklımda sınavı düşünecek yer kalmadı resmen. Hala canım sıkkın. Daha da çok sıkılacak gibi. Belki hayallerden biri gerçek olur da kafam rahatlamış olur. Hangi senaryo olduğu ya da nasıl sonuçlandığı önemli değil. Sevgiler.
Saçma bi gün daha eksildi hayatımdan. Diğer insanlar gibi olursam mutlu olabileceğimi düşünmüştüm. Ertesi gün hatırlanmayan bi yığın muhabbeti arkada bırakmak beni mutlu edecek bi şey değilmiş farkettim. Başka bi yol bulmam lazım. Kaç gecedir yapayalnızım. Bu gece diğerlerinden çok farklıydı. Hep kendimi avutmuşum. Mutluyum diye. Sadece bi yanılgı. Öyle bi yanılgı ki kaç gece gerçek gibi yaşamışım. Bu gece o kadar sıkıldım o kadar bunaldım ki, sanki duvarlar üstüme geliyordu ve ben nefessiz kalıyor gibiydim. Saat on buçuğa geliyordu. Daha fazla dayanamayıp kendimi dışarı attım. Sessiz bir gecede yine yalnızdım. En azından açık bi alanda olmak bi nebze de olsa ferahlattı beni. Can sıkıntısından ne yapacağımı bilmez bir haldeydim. Aklımda yine o vardı. Beni bu durumdan kurtarabilirdi. Hava da baya soğuktu. Çıkar çıkmaz pişman olsam da bakalım ne olcak diyip yürüdüm. Sadece yürüdüm. Az aşağıdaki parka gittim. Loş bi banka oturdum. Sessizdi. Kimsecikler yoktu ortalıkta. Ağaçların altında olmaksa acayip bi güven hissi veryordu bana. Aklımdan neler geçti neler. Gözlerim bi noktaya kilitlenmiş nerde olduğumun farkında bile değildim.
Bir sürü senaryo kurdum kafamda. Artık bu saçmalığa bir son vermem lazımdı. Ama nasıl ? İşin gerçeği pek mantıklı düşünemiyordum. Sadece onu alıp bi kenara çekip konuşmak geliyordu içimden. Ya da nutuk çekmek ya da azarlamak. Sonucunun ne olacağı önemli degildi. Sadece kafamı meşgul edecek bi sonuç olacaktı. Her ne olursa. Söyliyeceğim sözleri bir bir sıraladım. Sanki yanımda oturmuş gibi. Kızgındım evet. Hava soğuktu ama yüzüm ateş gibi yanıyordu. Ayaklarım çoktan buz gibi olmuştu. Ellerimi hareket ettiremez bi hale gelmiştim. Oturdum öylece. Sakinleşene kadar, uyuşana kadar. Sanki bütün kurduğum hayalleri gerçekmiş gibi yaşıyordum. Bu şizofrenik duygu beni biraz da olsa rahatlattı. İçimi döktüm kendime. Biliyorum delilik. Ya da çaresizlik. Dinleyecek birileri olsa böyle saçmalıklara kalkışmazdım. Bu gece farklıydı.
Ne saat ne cüzdan ne de teleon vardı yanımda. Ne kadar oturdum öyle kestiremedim. Artık soğuk canımı yakmaya başlayınca mecburen kalktım. Bi an oturduğum banka kıvrılmayı düşünmedim degil. Sabaha kadar donardım. Belki soğuktan ölürdüm. Ve bütün mesele kökünden hallolurdu. Herkes hayatına devam ederdi. Kimsenin hayatında en ufak bi değişiklik olmadan. Belki bi ara yokluğum farkedilirdi ve kimse ölmeden önce dudaklarımda kimin isminin kaldığını öğrenemezdi.
Eve doğru yürümeye başladım. Hala uyur gezer haldeydim. Yürürken senaryoları farklılaştırdım. Kimisinde sözlerimi bitirince kalkıp gittim. Kiminde elimi uzatıp tutmasını bekledim. Kiminde sadece gözlerime bakmasını söyledim. Kiminde sadece sorular sordum. Cevaplarını bildiğim sorular. Ama hepsinin sözleri aynıydı. O hepsinde susuyordu ve ben konuşuyordum sadece. Kaç ayın hesabını sorarcasına. Evin yolu daha bi kısa geldi. Uzun banliyö yolculuklarından sonra iki dakikada kurtuluşa gelmek pek tabi rahattı ama kendime zaman ayıracak fırsatım olmuyordu. Ne zaman kendime yönelsem yol hep daha kısalırdı gözümde. Bu gece de onlardan biri gibiydi.
Artık eve gelmiştim. Soğuktan uyuşmuş bi halde girdim içeri.Bir saatten fazla olmuş çıkalı. Kafamdaki duman biraz dağılmıştı sanki. Yarın sınav var. Aklımda sınavı düşünecek yer kalmadı resmen. Hala canım sıkkın. Daha da çok sıkılacak gibi. Belki hayallerden biri gerçek olur da kafam rahatlamış olur. Hangi senaryo olduğu ya da nasıl sonuçlandığı önemli değil. Sevgiler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)