Hala anlam veremiyorum ne olup bittiğine. Sadece susuyorum. Söylenecek ne kaldı ?
Dışarda yürümeye başlmıştıım. İçimde çok tuhaf hisler vardı. Belki fırtına sonrası sessizlik belki de olanları kabullenmeye çalışır bir haldeydim.Birbirine çarpmadan yürüyen insanlar , kaza yapmaya çok yaklaşıp kıl payıyla kurtulan arabalar görüyordum. Adımlarım iyice yavaşlamış anlamsızlığım iyice artmıştı. Artık okul da keyifli gelmiyordu. Tatsızdım.
Bilmiyordum, merak ediyordum , kavrayamıyordum , anlayamıyordum , yoruluyordum , sıkılıyordum sonra tekrardan başa dönüyordum bilmek istiyordum, merak ediyordum... Aklımda bi sürü ihtimaller "Olasılık kuramı" nı yeniden yazıyordum. Aslında konuşmak istiyordum. Sıcak insanların soğuk muhabbetlerinden sıkılıyordum. Kimseye anlatamıyordum. Bir bilseler...
İçin için olması gerekenin bu olduğunu anlatıyordum kendime ama dinleyen kim. Kurtulamıyordum. Saçmalamaya başlamıştıım hala anlam veremiyordum. Düşünüyordum, düşünemiyordum. Okuduğum kitaba beynimdeki karakterleri yerleştiriyordum. Barda konuşan sarhoşun hayat hikayesine dertleniyordum. Kendini hiç tanımadığı birilerine anlatabilme yeteneğine sahipti. Kolay bir iş değildi bu. Adamı anlıyordum...
Uzaya uzaya bitmeyen yol bugün gözüme çok kısa geliyordu. Sanki birkaç istasyona hiç uğramamış gibiydi bindiğim tren. Bir yığın insanla birlikte trenden iniyordum. Bu kadar kalabalığın içinden kurtulmaya çalışıyordum.İnsanların yanlarından geçmeye çalıştıkça birilerine çarpıyordum. Umrsamıyordum. Elimi vurduğum demir parçasının verdiği acıyı çok sıradan karşılıyordum. Işıklarda beklerken insanların ne acelesi olduğunu bilmiyordum. Merak ediyordum....
Yurda yaklaşmaya başlıyordum. Yokuşun en üst noktasında pek bi anlamsız bir kale gibi duruyordu. Bacaklarımın bağıran araba motorları gbi inlediğini duyuyordum. Kimse duymuyordu. Bütün dünya benim omuzlarımda gibiydi. Mitolojik kahramanları düşünüyordum. Atlas ismi aklıma takılıyordu. Emin olamıyordum. Dengede tutmaya çalışıyordum şu koca dünyayı. Ama kendi dengemi sağlamaktan acizdim. Kaldırımları izliyordum. Yeni yapılan binalar çarpıyordu gözüme. Kimbilir nasıl insanlar oturacaklardı? Merak ediyordum...
Elimdeki sızının sebebini anlamıyordum. Elime baktığımda kanımın çoktan pembe renkli bir pıhtıya dönüştüğünü görüyordum. Çarptığım demiri hatırlıyordum. Umursamıyordum. Kalbimin de pıhtılara boğulduğunu düşünüyordum. Ne zaman temizleneceğini bilmiyordum. Merak ediyordum...
Yurda geliyordum. Bomboş yatağa bırakıyordum kendimi. Kitaba devam etmek istiyordum. Sıkılıyordum. Okumaktan vazgeçiyordum. Düşünüyordum ve hala düşünüyorum...
25 Şubat 2011 Cuma
20 Şubat 2011 Pazar
Bu Gece
Bu gece bir yıldız kadar parlağım,
Gaz lambası yağıyım hiç yanmadığım kadar yandığım.
Bir sayfaya düşsem bir gözyaşı gibi
Bir damla yangın olurum, dalgın ruhumu dağlarım.
Bu gece hiçbirşey mutlu edemez beni,
Ne diz çöktüğünü görmek ne de sevgin ve varlığın,
Karanlığın içime dolduğunu farkettiğimde saklandığım
Bir yatak örtüsü ve bir dizi masal öylece inandığım...
Gaz lambası yağıyım hiç yanmadığım kadar yandığım.
Bir sayfaya düşsem bir gözyaşı gibi
Bir damla yangın olurum, dalgın ruhumu dağlarım.
Bu gece hiçbirşey mutlu edemez beni,
Ne diz çöktüğünü görmek ne de sevgin ve varlığın,
Karanlığın içime dolduğunu farkettiğimde saklandığım
Bir yatak örtüsü ve bir dizi masal öylece inandığım...
15 Şubat 2011 Salı
Yum Gözlerini
İklimi sonbahardır hep bu viran şehrin,
Can yakan bir tipi yalar özleyişlerini,
Ne acını hissedersin ne de kanayan yüreğini,
Hele bir de gece olunca hiçliğe sararsın paramparça bedenini...
Alışmaz gözlerin böylesi bir karanlığa,
Yumarsın gözlerini önünü görmeden yürürsün.
Anlamazsın duvarlara çarptığını,
Anlamazsın bin adım atsan da aynı yerde durduğunu,
Ne zaman sonra farkedersin,
Ne yitirip ne bulduğunu,
Solursun içine düştüğün zindanın kesif küf kokusunu,
İşte o zaman anlarsın...
Nasıl uçsuz bucaksız, nasıl O'nla dolduğunu...
Ayaklar gitmez bir yerden sonra,
Yığılıverir yüreğin.
Terkedilmişlik sarar dört bir yanını,
Avuçların yetmez kapatmaya sancıyan yaralarını,
Hıçkırıklar bulanır gözyaşlarına,
Kendi nefesinde boğulursun,
Herşey susunca karanlığın ortasında,
Ağlamaktan uykusu gelmiş bir çocuk bulursun.
Silersin gözyaşlarını, yeni bir güne uyanmak umuduyla,
Hiçbirşey olmamış farzedip kapatırsın gözlerini
Ve uyursun...
Can yakan bir tipi yalar özleyişlerini,
Ne acını hissedersin ne de kanayan yüreğini,
Hele bir de gece olunca hiçliğe sararsın paramparça bedenini...
Alışmaz gözlerin böylesi bir karanlığa,
Yumarsın gözlerini önünü görmeden yürürsün.
Anlamazsın duvarlara çarptığını,
Anlamazsın bin adım atsan da aynı yerde durduğunu,
Ne zaman sonra farkedersin,
Ne yitirip ne bulduğunu,
Solursun içine düştüğün zindanın kesif küf kokusunu,
İşte o zaman anlarsın...
Nasıl uçsuz bucaksız, nasıl O'nla dolduğunu...
Ayaklar gitmez bir yerden sonra,
Yığılıverir yüreğin.
Terkedilmişlik sarar dört bir yanını,
Avuçların yetmez kapatmaya sancıyan yaralarını,
Hıçkırıklar bulanır gözyaşlarına,
Kendi nefesinde boğulursun,
Herşey susunca karanlığın ortasında,
Ağlamaktan uykusu gelmiş bir çocuk bulursun.
Silersin gözyaşlarını, yeni bir güne uyanmak umuduyla,
Hiçbirşey olmamış farzedip kapatırsın gözlerini
Ve uyursun...
13 Şubat 2011 Pazar
Kızılaylay
Gece yarısını çoktan geçmiş. İnsan gece olunca daha bi kapanır ya içine tam olarak kendimleyim. Bi yandan da "Zakkum" dinliyorum. Bir dizi güzel şarkı yapmışlar tavsiye ederim.
Sabah nasıl da zor uyandım. Saat 11 de amcama kahvaltıya gittik. İstanbul'dan geleli kısa bi zaman oldu ama başgösteren aç kalma problemine iyi geldi bu kahvaltı. Sonra benden 10 yaş büyük iki kuzenle dışarı çıktık ya da ben onların peşine takıldım. Allah'tan işleri güçleri olmasına rağmen bekarlar. Beni bi güzel ağırladılar. Tavla çay sohbet muhabbet derken güzel bi gün geçirdim. Hep kötü olcak değil ya.
Bugün sahip olduğum bi şeyin kıymetini anladım. Gurbette olunca yanlarına gidebileceğin akrabaların olması hakkaten süpermiş. Ankara'ya alışıyor muyum ne :)
Sabah nasıl da zor uyandım. Saat 11 de amcama kahvaltıya gittik. İstanbul'dan geleli kısa bi zaman oldu ama başgösteren aç kalma problemine iyi geldi bu kahvaltı. Sonra benden 10 yaş büyük iki kuzenle dışarı çıktık ya da ben onların peşine takıldım. Allah'tan işleri güçleri olmasına rağmen bekarlar. Beni bi güzel ağırladılar. Tavla çay sohbet muhabbet derken güzel bi gün geçirdim. Hep kötü olcak değil ya.
Bugün sahip olduğum bi şeyin kıymetini anladım. Gurbette olunca yanlarına gidebileceğin akrabaların olması hakkaten süpermiş. Ankara'ya alışıyor muyum ne :)
12 Şubat 2011 Cumartesi
Sonu Olsa Keşke
Yollarıma düştüğünde gururun önüne çıkıp da engelliyorsa seni,
Düştüğünde kalkmak yerine vazgeçiyorsan herşeyden , vazgeçiyorsan sevmekten beni,
Gururun her zamankinden daha çok ziyan ediyordur ikimizi
Önüne çıkmaktan korkup da senden vazgeçiyorsam eğer,
Çıkıp da camlara her gün hatırlıyorsam ismini
Engelliyorsa sana olan aşkım, yüreğimden taşan nefretimi,
Seni hala seviyorumdur, yıkıp geçsen de silsen de beni...
Yokluğun hiç belli etmeden sarsıyorsa zar zor atan kalbimi,
Hiç olmamışsın sana en muhtaç olduğum günden beri,
Belli bunun aşk olmadığı hissettiriyorsa yıkılmışlık hissini,
Etmeden eyvallah, içimi dökemiyorsam kimseye ,
Sarsıyorsa günde bilmem kaç kez , anlayamıyorsam ne olup bittiğini
Zar zor dayanıyorsam , alışamıyorsam zamansız vedalara ,
Atan sensin bu aşkı , kırıp döken de sen ama
Kalbimi de alıkoyamıyorsam bu çelişkiden seni hala seviyorum demektir...
Düştüğünde kalkmak yerine vazgeçiyorsan herşeyden , vazgeçiyorsan sevmekten beni,
Gururun her zamankinden daha çok ziyan ediyordur ikimizi
Önüne çıkmaktan korkup da senden vazgeçiyorsam eğer,
Çıkıp da camlara her gün hatırlıyorsam ismini
Engelliyorsa sana olan aşkım, yüreğimden taşan nefretimi,
Seni hala seviyorumdur, yıkıp geçsen de silsen de beni...
Yokluğun hiç belli etmeden sarsıyorsa zar zor atan kalbimi,
Hiç olmamışsın sana en muhtaç olduğum günden beri,
Belli bunun aşk olmadığı hissettiriyorsa yıkılmışlık hissini,
Etmeden eyvallah, içimi dökemiyorsam kimseye ,
Sarsıyorsa günde bilmem kaç kez , anlayamıyorsam ne olup bittiğini
Zar zor dayanıyorsam , alışamıyorsam zamansız vedalara ,
Atan sensin bu aşkı , kırıp döken de sen ama
Kalbimi de alıkoyamıyorsam bu çelişkiden seni hala seviyorum demektir...
11 Şubat 2011 Cuma
Aynı...
Yalnızsan unutulursun. Kimsenin umrunda olmazsın. Tabi işler karşılıklı. Sen de kimseyi umursamazsın. İnsanlara kızamazsın çünkü insan sevdiğine kızar. Uzaklaşmaya başladığımı düşünüyorum artık herşeyden. Gün dolduruyorum sanki geçen günleri bi anlandırabilsem. Şu sıralar en çok istediğim şey bu galiba.
Kafam fena karışık bu aralar. Akıntıya karşı yüzüyorum sanki. Limana çıkmayı ümit ederken iyice uzaklaşıyorum. Tükenmesine ramak kalan son gücümü avare harcıyorum. Sonunda olacak şey belli . Sırt üstü yatarım denize dalgalar beni nereye götürürse. İşte hayat bazen böyle. Ne yaparsan yap olmuyor bazen. Neyi beklediğini bilmeyince beklemek insanı büsbütün çileden çıkarıyo. Ama ne yaparsın beklemekten başka çare mi var ? Ne yapsam hep bi şeyler eksik hep içimde bi sıkıntı var. Ocağı açık unutmuşum havası var. Hoş "Hangi ocağı açık unutabilirim?" diyorum kendime ama kendime söz geçiremiyorum. Ve hala şikayetçiyim sağlam bi muhabbet ortamını bulamadığım için.
"Gitme!" demek zor. Gel diyememek de ayrı bi bela. Allah'tan insanın kotası neyin yok ne var ne yok at içine. İçin doldukça daha fazla sus. Daha fazla içine at daha fazla sus. Çırpındıkça batmak böyle bişey olsa gerek. Dur bakalım daha ne kadar batarız , ne kadar derine ineriz ? Ne zaman sonra su üstüne çıkar , ne zaman varırız o limana...
Kafam fena karışık bu aralar. Akıntıya karşı yüzüyorum sanki. Limana çıkmayı ümit ederken iyice uzaklaşıyorum. Tükenmesine ramak kalan son gücümü avare harcıyorum. Sonunda olacak şey belli . Sırt üstü yatarım denize dalgalar beni nereye götürürse. İşte hayat bazen böyle. Ne yaparsan yap olmuyor bazen. Neyi beklediğini bilmeyince beklemek insanı büsbütün çileden çıkarıyo. Ama ne yaparsın beklemekten başka çare mi var ? Ne yapsam hep bi şeyler eksik hep içimde bi sıkıntı var. Ocağı açık unutmuşum havası var. Hoş "Hangi ocağı açık unutabilirim?" diyorum kendime ama kendime söz geçiremiyorum. Ve hala şikayetçiyim sağlam bi muhabbet ortamını bulamadığım için.
"Gitme!" demek zor. Gel diyememek de ayrı bi bela. Allah'tan insanın kotası neyin yok ne var ne yok at içine. İçin doldukça daha fazla sus. Daha fazla içine at daha fazla sus. Çırpındıkça batmak böyle bişey olsa gerek. Dur bakalım daha ne kadar batarız , ne kadar derine ineriz ? Ne zaman sonra su üstüne çıkar , ne zaman varırız o limana...
6 Şubat 2011 Pazar
Saçma Günler Seremonisi
Yitirmeden anlamaz mı insan sevdiği şeylerin kıymetini ? Düşününce zaten kıymetini biliyorum der insan ama yitirdiğinde kafasına dank eder. Bi yığın pişmanlık gelir sonra...
Anlamsız bi gündü bugün. Yaşanmasaydı da olurdu. İçimde çok tuhaf bir his vardı. Bişeylere kızmıştım . Ne olduğunu bilemeyince de keskin sirke küpüne zarar misali içim içimi yedi. Çıkıp dolaşıyım dedim belki rahatlarım. Çıktım dışarı atladım otobüse Bakırköy'e gittim. Pazar gününün verdiği coşkuyla insanlar sel şeklinde akıyolardı sağdan soldan. İçim daraldı . Ana caddelerin yerine daha tenha sokaklarda yürüdüm bi başıma. Artık insanların içine karışmak da canımı sıkmaya başladı. Adım atmaya yer yokken caddelerde tek dolaşmak ayrı bi koyuyo. Her dükkanın camında sevgililer gününüz kutlu olsun yazılarını okumamak için sarf ettiğim çaba hayliyle yordu beni. Çok lazımmış gibi her dükkanı dolaştım. Merak eder gibi içerdeki elemanlara soru sordum. Durum o kadar vahim yani.
Bakırköy'den sıkılınca atladım boş bi otobüse sadece bir bardak çay içmeye Aksaray'a gittim. Gönül sohbet ister kahve bahane . Ama kime diyorum. Aldım çayımı attım içine üç şeker karıştırdım içtim. Keşke daha güzel yapabilseler şu çayı. Sonra amaçsız gezime devam ettim. Biraz daha dolandım serseri mayın gibi. Sıkılmam zaten uzun sürmedi. Yine bindim boş bi otobüse açtım müziğimi. Belki trafik vardır diye ümitlendim. Yolculuğum kısa sürmesin istiyodum ama hep insanın siniri bozulsun diye aklındakinin tersi olur ya yine öyle bi duruma denk geldim. Kaç saatten sonra alıştım zaten saçma sapan şeylere.
Sohbet edecek kimse olmayınca insan daha derin düşüncelere dalıyo. Şu an sahip olduklarımın yada sahip olacaklarımın kıymetini bilmeye karar verdim. İşin kötü tarafı neye sahibim neye değilim neye sahip olacağım tam kestiremedim. Heralde kaybedince evet bunun kıymetini bilememişim dicem. Dünyanın kanunu bu olsa gerek.
Sevgililer gününe de az kalmış cidden adamlar haklı. Bi dükkanın önünden geçerken çok güzel kırmızı kalpli bi kutu gördüm.Tam alınası. Gel gör ki verilecek kimse olmayınca bütün büyüsünü yitirdi gözümde. Her zaman ki gibi önünden yürüdüm geçtim. Sevgililer gününe az kalmış olsa kaç yazar. İsterse 5 yıl kalmış olsun "Yalnızlık Ömür Boyu..." olduktan sonra biri geçer diğeri gelir.
Anlamsız bi gündü bugün. Yaşanmasaydı da olurdu. İçimde çok tuhaf bir his vardı. Bişeylere kızmıştım . Ne olduğunu bilemeyince de keskin sirke küpüne zarar misali içim içimi yedi. Çıkıp dolaşıyım dedim belki rahatlarım. Çıktım dışarı atladım otobüse Bakırköy'e gittim. Pazar gününün verdiği coşkuyla insanlar sel şeklinde akıyolardı sağdan soldan. İçim daraldı . Ana caddelerin yerine daha tenha sokaklarda yürüdüm bi başıma. Artık insanların içine karışmak da canımı sıkmaya başladı. Adım atmaya yer yokken caddelerde tek dolaşmak ayrı bi koyuyo. Her dükkanın camında sevgililer gününüz kutlu olsun yazılarını okumamak için sarf ettiğim çaba hayliyle yordu beni. Çok lazımmış gibi her dükkanı dolaştım. Merak eder gibi içerdeki elemanlara soru sordum. Durum o kadar vahim yani.
Bakırköy'den sıkılınca atladım boş bi otobüse sadece bir bardak çay içmeye Aksaray'a gittim. Gönül sohbet ister kahve bahane . Ama kime diyorum. Aldım çayımı attım içine üç şeker karıştırdım içtim. Keşke daha güzel yapabilseler şu çayı. Sonra amaçsız gezime devam ettim. Biraz daha dolandım serseri mayın gibi. Sıkılmam zaten uzun sürmedi. Yine bindim boş bi otobüse açtım müziğimi. Belki trafik vardır diye ümitlendim. Yolculuğum kısa sürmesin istiyodum ama hep insanın siniri bozulsun diye aklındakinin tersi olur ya yine öyle bi duruma denk geldim. Kaç saatten sonra alıştım zaten saçma sapan şeylere.
Sohbet edecek kimse olmayınca insan daha derin düşüncelere dalıyo. Şu an sahip olduklarımın yada sahip olacaklarımın kıymetini bilmeye karar verdim. İşin kötü tarafı neye sahibim neye değilim neye sahip olacağım tam kestiremedim. Heralde kaybedince evet bunun kıymetini bilememişim dicem. Dünyanın kanunu bu olsa gerek.
Sevgililer gününe de az kalmış cidden adamlar haklı. Bi dükkanın önünden geçerken çok güzel kırmızı kalpli bi kutu gördüm.Tam alınası. Gel gör ki verilecek kimse olmayınca bütün büyüsünü yitirdi gözümde. Her zaman ki gibi önünden yürüdüm geçtim. Sevgililer gününe az kalmış olsa kaç yazar. İsterse 5 yıl kalmış olsun "Yalnızlık Ömür Boyu..." olduktan sonra biri geçer diğeri gelir.
1 Şubat 2011 Salı
Memleketten Bir Haber Var
Bir hayale ulaşmanın zevkini yaşıyorum şu aralar İstanbulda. Aklım rahat hakkaten dinleniyorum. İnsan evini ailesini özlüyor be . Kafam bozulunca çıkıp dolaşmak varmış istanbulda. Çok şükrediyorum rabbime hiç bi derdim yok. Dersler iyi kötü kurtarır. O kadar da dert edilecek bişey yokmuş ortalıkta. Halının altına süpürüverdik gitti .
İstediğim kadar uyku , istediğim kadar gezme ve istediğim yemekler... Eş dost muhabbetleri. Keyfim yerinde soracak olursanız. Hoş Ankara yı da özlemedim değil ama özlenmeye değer birşeyler bıraktığım için yoksa Ankara nese gerisi size kalsın.
Hayat her şekliyle güzel sanırım. İnsan her zaman mutlu olabilmeyi bi şekilde başarıyo. Mutlu olmak için sebep aramaya da gerek yok. Bulmak çok kolay bence. Yum gözlerini yatağına yattığın zaman en güzel sebep gelsin gözünün önüne. Gerisi mi ? Orası adamına göre değişir ;)
İstediğim kadar uyku , istediğim kadar gezme ve istediğim yemekler... Eş dost muhabbetleri. Keyfim yerinde soracak olursanız. Hoş Ankara yı da özlemedim değil ama özlenmeye değer birşeyler bıraktığım için yoksa Ankara nese gerisi size kalsın.
Hayat her şekliyle güzel sanırım. İnsan her zaman mutlu olabilmeyi bi şekilde başarıyo. Mutlu olmak için sebep aramaya da gerek yok. Bulmak çok kolay bence. Yum gözlerini yatağına yattığın zaman en güzel sebep gelsin gözünün önüne. Gerisi mi ? Orası adamına göre değişir ;)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)