İklimi sonbahardır hep bu viran şehrin,
Can yakan bir tipi yalar özleyişlerini,
Ne acını hissedersin ne de kanayan yüreğini,
Hele bir de gece olunca hiçliğe sararsın paramparça bedenini...
Alışmaz gözlerin böylesi bir karanlığa,
Yumarsın gözlerini önünü görmeden yürürsün.
Anlamazsın duvarlara çarptığını,
Anlamazsın bin adım atsan da aynı yerde durduğunu,
Ne zaman sonra farkedersin,
Ne yitirip ne bulduğunu,
Solursun içine düştüğün zindanın kesif küf kokusunu,
İşte o zaman anlarsın...
Nasıl uçsuz bucaksız, nasıl O'nla dolduğunu...
Ayaklar gitmez bir yerden sonra,
Yığılıverir yüreğin.
Terkedilmişlik sarar dört bir yanını,
Avuçların yetmez kapatmaya sancıyan yaralarını,
Hıçkırıklar bulanır gözyaşlarına,
Kendi nefesinde boğulursun,
Herşey susunca karanlığın ortasında,
Ağlamaktan uykusu gelmiş bir çocuk bulursun.
Silersin gözyaşlarını, yeni bir güne uyanmak umuduyla,
Hiçbirşey olmamış farzedip kapatırsın gözlerini
Ve uyursun...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder