28 Ağustos 2011 Pazar

Kasırga Öncesi Sessizlik

   Herşey normaldi. Adamın biri geldi ve kasırganın geleceğini söyledi. Durduk yerde nerden çıktı be adam sen de. Havada bi tek bulut bile yok kafa mı buluyosun bizle .
   Meraklanmıştım. Daha önce hiç kasırga görmedim. Daha doğrusu o tatlı tatlı esen rüzgarların ağaçları yerinden sökebileceğine, evleri yıkacabileceğine, arabaları fırlatacağına inanmak istemiyordum. Yok canım abartıyolar. Bi iki yağmur serpiştirir en fazla dedim ve sakinleştim. Ki hava da başka bi ihtimali düşündürmüyodu.
   Amerikalı bu. Bir pire için yorgan yakan cinsten. Canları tatlı tabi. Marketlerde iğne atsan yere düşmez. Millet kasa kasa su stokluyo. Ekmek bulmak da zorlaşmaya başladı. Havada panik, suda panik, trende panik, rayda panik , uçakta ve daha sayamadığım bilumum yerlerdeki panik filmlerinde olduğu gibi insanlar kıyamet senaryosunun bi parçası oluvermişlerdi. Benzin istasyonların otopark gibi olmuş, Bazı istasyonlarda benzin hiç kalmamış. Biz de baya bi aradık belki de son benzini almış olabiliriz. Tamam kendimi kesinlikle iyi hissettim ama hala insanların abarttıklarını düşünmekteydim. Abi en fazla bizdeki lodos gibi rüzgar biraz sert eser, soba dumanı eve dolar falan filan ama burda kömür sobası zaten yok. Hadi biraz daha kötüsü olsan beş on tane evi su basar yağmurdan. Ama abicim 1 milyon insanı evinden tahliye etmek nasıl bir önlemdir.
   İlk duyunca "İyi bari kasırga da görmedim demem" derken , olayın ne kadar ciddi olduğunu farkedince "Ölmeden evvel bi kasırga göreceğim kesin." demeye başladım. Elektrik ve su kesilirse işte o zaman olanlar olur. Şu anda dışarda deli gibi yağmur yağıyo. Belki de beklenen geldi. Gittikçe sesler çoğalmaya başladı. Ertesi sabaha sarkacak diyolar ama yine de belli olmaz. Velhasılı köprüler kapalı hava alanları kapatıldı. Hayat felç. Kaçmak istesem gidecek bir yerim yok. Sadece sığınak olarak Allah'a sığındık. Bi kaç gün evde olcam inşallah tehlikeli bi durum olmaz da yine yazarım. Herkes dikkat etsin görüşürüz yine. Sevgiler.

26 Ağustos 2011 Cuma

Anlam mı ? Hadi Atla...

   Tam olarak ne zamandı hatırlayamıyorum. Yaklasık bi 5-6 ay önce olması lazımdı. Yanımızdan bi motosiklet geçmişti. Her zaman uzagımda dolanan bu hayale daha önce hiç bu kadar kapılmamıştım. Tabi eskiden kalma bi alışkanlık gereği yaparız sonra diyip bi kenara kaldırdım. Alsam güzel olur ama sonra düşünürüz...
   Son bi haftadır hayatımda değişen bi iki şey oldu. Bunlardan birisi şu an sag yanımda uzanan gitarımız ikincisiyse Amerika'da ilk defa araba kullandım. Çok mu enteresan şeylerdi bunlar değil tabi ki. Gitar dediğin beş yıldır araba dediğin üç yıldır ahbabımız. Aslında içimde çok değişik sorular kaynıyodu. Tamam arkadaş anladık Amerika'dayız. Baya zorlu bi hayalimi gerçekleştirdim çok şükür ama bi anlamsızlık var.Yani böyle kem küm. Nasıl desem...
   Heh işte buldum. Yahu birader burası iyi kötü geçici bi yer. Eninde sonunda ait oldugumuz yere döncez. Okumadan da para kazanılıyomuş. Burda baya da iyi kazanılıyomuş. Hay öğrenmez olaydım okumaktan soğudum lan resmen. Polemik çıkarmıcam. Burda kalayım desem vize bitiyo unut onu. Tamam dönelim evimizdir yurdumuzdur ama dönüp ne yapcam. Burdan sıkılıp orda tekrardan mı sıkılıcam ? Geçenlerde demiştim ya değişen bişey olmadan nasıl bi güzellik bekliyosun ki. Evet işte büyük sürpriz. Artık hayallerimi süsleyen bir sarışınım var. 5-6 aydır vardı ama hiç bu kadar kapılmamıştım. Hayatıma yeni bi renk geldi: Altın sarısı...
   Altın sarısı çok dile takılıyo be sarışın daha güzel değil mi. Evet oturdum hesap makinasının başına hesapladım. Geleni gideni kar zarar oranları, faiz hesapları arz-talep dengeleri, başa baş noktası derken, Sarışınımla bi beş ay sonra baş başa kalabileceğimi farkettim. 2500 liraya kendime bi motor almanın vakti gelmişti. Önce ehliyeti alayım sonra şu kara kış geçsin gönül yaylarım gevşemeden alıyım motorumu beni tutana aşkolsun. Bi kişilik daha oturma yerimiz mevcut oraya oturup belimden tutabilir. Evet.
   Çalınmasından korktuğum için aklımdaki diğer orjınallikleri de yazayım da resmi belge niyetine saklıyım. Bi çok insana hediye götürmek gibi bi niyetim var ki bunlardan birisi benim herşeyim. Adını sır gibi saklamıcam - bu blogda tanıdığım kişilerin ismi zaten geçmemekte- da ben bu kişinin kim olduğunu bilmiyorum. Dolayısıyle adından da bihaberim. Bi hediye alcam ve yıllar sonra evlendiğim hatun kişiye vercem. Beni düşüncesizlikle suçlar muçlar neme lazım. Yıllar öncesinden onu düşündüğümü bilsin.
   Lan benim bildiğim tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. Bu erkek mantığı sanırım. Karşı cinsin tatlı dil ile yılanın hiçbir alakasının olmadığını düşündüğünü daha yeni öğrendim. Ve bi daha unutmamak için aklıma iyice kazıdım.Hani değişen bişey yok dedim ya şu andan itibaren herşey acayip değişti. Alınmak, gücenmek,kırılmak olmasın. Papaz bundan sonra pilav yemicek ısrar edilmesin.
   Bu arada iş güç ramazanı atladık yahu. Atlarım tabi. Köşe başında zencilerin yaptığı cazla iftar açınca tuttugun orucun da bi hayrı kalmıyo. Haliyle bişey anlayamadan sonuna gelmişiz. Şu ana kadar geçirdiğim en tatsız ama en unutulmıcak ramazanı geçirdim. Sen daha dur bayram var daha. Baklava yer miyim ki? Bi umut... New york için bayram vakti. Sevgiler.

13 Ağustos 2011 Cumartesi

Terk-i Diyar

   Birgün geri dönmicem desem ve kaybolsam ortalardan. Merak ediyorum kim sorar nerde olduğumu. Yalnızlık evrensel değil midir ? Türkçe konuşamadığım bir yerde yalnız kalmak veya İngilizce konuşamadığım bir yerde yalnız kalmak. Farkeden bişey yok.
   Belki o gün gelir. Alırım başımı giderim. Ne aradığımı bilmeden, ne bulacağımdan habersiz. Artık biliyorum ki bunu yapmak pek de fena sayılmaz. Aslında denemedim değil. Sözde deli gibi gitmek istiyorum ama içimden "Nasıl olsa biri "Gitme ne işin var?" der." diyorum. O kadar eminim ki hadi kimseden ses çıkmadı annem dayanamaz bensiz biliyorum. Vay aslanım sen ne çabuk büyümüşsün de artık fikirlerin tartışılmak yerine destek görmeye başlamış. İnsan bi reaksiyon verir hemen ne diye kabul eder anlayamadım.
   Neden ben beceremiyorum ya. Çok mu soğuğum, çok mu sıcağım, can mı yakıyorum, hesap mı soruyorum? Sadece sordugum bir iki soru var ve cevabı çok basit. "Naber delioğlan?"
Hepsi bu. Buraya gelmeden daha doğrusu ilk sene biterken adet yerini bulsun diye iyi dileklerle bıtırmek istedim seneyi ve şöyle dedim " Seneye herşey daha güzel olcak." Pardon ama ne değişti de daha da güzel olsun? Değişen bişey olmadı. Artık ben suçlu görmüyorum kendimi. Elimden geleni yaptım hem de ikişer üçer kez. Ne demeli şimdi?
   Selam canlarım özlediniz mi bakıyım beni ? , Bi an aklımdan çıkmadınız ayol , Hepinizi çok özledim, en çok da çiçeğimi, böcegimi, tatlımı, şekerimi, güzelimi, bitanemi, aşkımı, falanımı filanımı, dışkapının dış mandalını bile...
   Hatırlamaya çalıştığım, bu cümlelerden daha önce kurup kurmadığım. Ya da birinin benim için kurup kurmadığı. Daha da önemlisi kursa bile hala buralarda mı? Sıradan olamamaya çalışıp da sıradan şeylerle boğuşarak bi yere varamazsın. Sıradışı olmak için sıradışı şeyler yapmanın vakti geldi.
   Elinde bi çok insanın hayalini kuramadığı sıradışı bi fırsat var. Geriye dönüp bakınca bekleyenin yok. Özleyenin yok. Yalnızlık gani , bankta tek oturulacak bir sürü yalnız gün. Sen olsan ne yapardın ? Gitmez miydin ? Ne pahasına olursa olsun bir daha dönmemecesine... Sevgiler.

8 Ağustos 2011 Pazartesi

The Asci

   Bugun gunlerden pazardi. Uyandigimda saat 3 olmustu. Her sabah yedi sularinda uyanan biri olarak gayet dinlendirici geldi bu uyku. Aslinda cikip gezmek daha yerinde olurdu ama hem gec uyanmanin verdigi tembellik hem de oruclu olmanin verdigi usengeclikle evde keyif yapmak daha hos geldi.
   Actim bilgisayari kavak yellerine devam. Ikinci bolumu bitirmeden iftar vakti geldi zaten. Bulasiklari yikayip camasir makinasini acinca yemege baslamak icin biraz gec kalmisim. Ne kadar hamaratmisim ben oyle ya. Ama kendi isimi kendim gormekten mutluluk duydum. Severek yaptim yani hic oflamadan puflamadan. Yemek yapma sirasi bendeydi. "45 dakikada nasil sov yapilir?" isimli yemek programina hosgeldiniz...
   Bi cok ilki yasadigim su gavur memeketeinde hayatimda ilk defa mercimek corbasi yapmaya kalkistim. Bi iki sordum sorusturdum. Anacimin nasil yaptigini hatirlamaya calistim ama nafile. Artik ne kadar hatirliyosam diyerekten mercimekleri islattim. Ayarini tutturamadim sanki elde ettigim turuncu renkli bir pilav gorunumuydu. Telasa kapilmaya hic gerek yok. Bi ton su ekleyince gayet corbaya benzedi. Yanlis giden sey bu corbanin 4 kisilik olmayip 14 kisilik olmasiydi. Corba tum hararetiyle kaynarken dolapta bi suru baharat gordum. Ne bulduysam doldurdum. Corbanin rengi bi acayip oldu. Diger yandan yaptigim makarnaysa kusursuzdu. Yanina mayanoz de eklenince yine bir aksami daha kurtarmistik.
   Haliyle iftar biraz rotar yapti ama corba biraz baharatli olmasina ragmen tadi bence iyiydi. Diger arkadaslar sirayla burunlarini cekerken corbanin aci olduguna benim burnum da kanaat getirdi. Ev islerini de ogrenmeye basladim. Aslinda bana kalirsa bi is kurmanin vakti geldi. Bu kadar ozguven zararli oldu sanirim. Ama yine de bana bi sans verilmeli. Hedef 2038. Sevgiler.

7 Ağustos 2011 Pazar

Sifirdan Bir Hayat

   Vay be az evvel butun blogu gozden gecirdim de neler olmus neler. Yazmanin en guzel tarafi bu sanirim. Okuyunca ayni gunu tekrar yasamis gibi olmak. ilerde cok ihtiyacim olcak.
   Artik Amerikaya ne kadar alistigimi anlatamam. Ilk basta ne kadar da tuhafti oysa. Sadece kuru gurultu gelen insanlarin konusmalari varken; simdi radyo programlarini anlar oldum. Ingilizce denen zikkimin da omru bu kadarmis. Siradaki gelsin.
   Az evvel okudugum yazilarin birinde hic bilmedigim bi yere gidip sifirdan bi ahyat kurmanin ne kadar sacma oldugunu yazmisim. Bugun farkettim de hic bilmedigim bi yerde yeni bir hayata sifirdan baslamisim. Nasil guzel bir duyguymus anlatamam. Insanin geride ozledikleri muhakkak oluyo ama kendi basina ayakta durmak herseye degiyomus. Parani kendin kazaniyosun , kendi alin terini dokuyosun , kendi alisverisini yapiyosun , ev islerine karsi , hergun gittigin isine karsi nasil da sorumluluklarini ogreniyosun. Bi yigin sorumluluk ve telafisi yok. Gercekten kolay degil ama sorumluluklari kaldirabilmek insana baya ozguven veriyo.
   Daha ogrenecegimiz cok sey var diyorum ya hakkaten daha da ogrencem. Turkiyeye donunce ne kadar degismis olcam kim bilir kendimi gormek ve neler yapabilecegimi bilmek istiyorum. Hatta biraz citayi yukseltsek ya bakalim nasil olur.
   Burdaki is arkadaslarim da cok iyi insanlar. Muhabbet ilerledikce yalnizlik azaliyo su an oyle memnunum ki hic geri donesim yok. Mecbur geri doncem ama insallah bi daha gelmek nasip olur. Ama yine gelirsem bu sefer uzun sureli olur gibi geliyo. Bunu zaman gosterir. Hersey mukemmel gitse de bilincaltina soz gecmiyo ya olmadik anilar canlaniyo gozumde. Ustunden kac yil gecti hatirlamiyorum ama belli ki aklim sakliyo. Gecen gecti saklayip ne yapacaksa dert vermekten baska. Tedavulden kalkmis seylerle ugrasmanin bi anlami yok ama bi yandan da cok eski olmayan muhabbetlerle hasir nesir olmaktayim. Bi sonucu yok biliyorum ama insan bos duramiyo. Ben de insan olduguma gore icimden geldigi gibi davranmayi seciyorum. Ozgurum.
   Malum ramazan ayindayiz. Nerdeyse bir hafta gecti. Bisey anlamamaktan sikayet ederken gecen aksam teravih namazina gittik bugun  de arnavut camisine. O kadar tuhaf sey gordum ki arnavutca sohbet dinlemeyi gayet siradan karsiladim. Daha neler gorcez kim bilir. Ezan okunmamasina karsi da onlemimizi aldik. Ac abi youtube dan ezani vakit girince tikla okunsun. Iftardan sonra demle mis gibi cayi. Baska ne isterim Allah'tan. Gittikce eksik olanlari yerine koyuyoruz. Yani kendi duzenimi kuruyorum. Nasil istiyorsam oyle. Iste hayat bu. Daha da yasanilasi olmaya basladi. Kendi basina yasayabilmek harika bi duygu tavsiye edilir. Sevgiler.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Bir Soru ve Bir Sans

   Hayatim boyunca hep bi soru vardi aklimda. Merak etttigim bir suru sey oldu cevapsiz kalan cok soru oldu. Ama hic birisinin cevabina ulasmak bu kadar zor olmamisti. Cunku daha kucuktum ve ogrenmem gereken bir kelime vardi. "Hayat" dedigimiz seyin ne oldugunu gercek anlamiyla ogrenmeliydim, bildigimi sandigim anlamiyla degil...
   Genel tabiatim geregi dobra konusmayi hep sevmisimdir. Butun olaylari objektif degerlendirmeye calismisimdir. Tabi insanin oldugu yerde problemler eksik olmaz ; hangi problemi gorsem elestirmeye baslardim. Yeri gelir kendimce olmasi gerekeni soylerdim. Iste bu noktada insanlarin fikirleri uce ayrilirdi :
1- Birak bos konusmayi da isine bak !
2- Aslinda gerceklik payi var.
3- Bu kadar konusmayla ya cok onemli bi adam olursun ya da bombos bi adam olursun.
   Iste merak ettigim tam da bu. Bu cumleyi ilk duydugumda siradan bi fikir gibi gelmisti ama sanki insanlar agiz birligi yapmis gibi ayni cumleye haddinden fazla tekrar edince icime kurdu dusurduler. Yaklasik o zaman da lise 2 caglarima denk gelir. Cevabini henuz ogrenemem diyerekten suresiz olarak ertelemistim. Zaman gectikce buyudugumu dusunerek zaman zaman bu soruya cevaplar vermeye calistim. Gercekten onemli bi adam olmak icin yetenekli miyim yoksa kendini cok yetenekli goren ukalanin biri mi ?
   Ne bileyim bazi zamanlar isleri oyle bi ayarlardim ki " Olm ben yetenekli degilim de neyim " diye gercekten buyuk bi adam olacagima inanirdim. Bazen de isler o kadar yolundan cikardi ki hatta cikmazla kalmayip beni de pesinden suruklerdi. Iste o zaman Sadece yetenekli oldugunu dusunen bi salak oldugumu dusunurdum. Arkadaslarimla konusurdum. Kendime cizdigim hayat yolumun farkli oldugunu gorurdum. Belki de gercekten hayattan zevk alacak bi yapidayim. Bundan eminim ki hayattan nasil zevk alacagimin farkindayim. Belki de gercekten diger insanlardan farkliyimdir (!) ve daha onemli biri olmaya adayimdir (!).
   Bu hayale en cok da oss den once kapilmistim. Evet ben gercekten farkliyim cok iyi yerleri kazancam ve ilerde onemli biri olcam. Kavak yelleri derler ya aynen o misal . Sinav aciklaninca busbutun kabullendim. Ben normal bi insanim. Hic bi zaman o kadar da onemli bi insan olmicam. Siradan bi statude dunyadan gecip gidicem ve beni 1 ay sonra kimse hatirlamicak. Evet ben gayet siradan bir insanim. Beni ayricalikli kilan ne olabilir ki ?
   Yenilgiyi tamamen kabullendigim olay sudur : Bi kuzen not ortalamami ve okulda kacinci sirada oldugumu sordu. Not ortalamami soledim. Hatta yine soliyim 2.47. Gayet vasat bir nottu ve okulun ilk siralarinin yakinindan bile gecemezdi. Kuzen hayiflanip da benim daha iyi yerlerde olmam gerektigini soylediginde gercekten butun samimiyetimle " Alti ustu siradan bi insanim nasil bi fark olusturabilirim ki " dedim. Artik bu noktadan sonra hakkaten bos ve onemsiz hissediyordum kendimi. Okulu bitirip normal bi iste normal bi maasla normal bi hayat surcektim. Hala bilmiyorum beni neyin bekledigini ama dusuncelerim bu yondeydi.
   Su an Amerikadayim. Bu beni siradisi yapmaz ama sorunu cevabini ogrenmek icin bilmem gereken kelimenin anlamini yani hayatin gercekten ne demek oldugunu ogrendim. Cunku o zaman"Eger isleri yoluna koyabildiysen eger son noktaya kadar dayanip da erkenden pes etmediysen daha sende is vardir, umudunu kaybetme" dedim. Ve yeni basladigim iste ne olursa olsun kalmaliyidim ve aldigim parayi sonuna kadar haketmeliydim. O insanlar bana guvenip de ise aldilarsa guvenlerini kaybetmemeliydim. Bana maas verirken memnuyetle vermelilerdi. Bunlari dusunerek yanimda biri olsun olmasin dikkatlice calistim hata yapmadim ve isten kaytarmadim. Aslinda sabahtan oglene kadar 3 saat kimse olmuyo bana birakip gidiyolar. Hos zaten o kadar da yogun bi is degil ama yine de kazanacagim parayi haketmeye calistim. Sadece iki gun oldu burda calismaya. Yerine girdigim cocuk en basit isleri yapiyodu. Ilk gun ben de en basit isleri yaptim. Sonra daha da dikkat gerektiren bi ust kademe islere basladim. Yarin ucuncu gun ve su an o depoyu idare edecek kadar cok sey ogrendim. Insanin yuzune karsi ovmezler ama orda calisan abi kendi yaptigi isi benim de yapabilecegimi soyledi ve yarin bana 3.seviye isleri gostercek. Deponun duzeninden ziyade ofiste anlattiklari hesap kitap formullerini de hizlica ogrenmeye calistim. Artik ofiste yardim almadan kendim hesaplayip kendim siteye koyup kendim satis yapabiliyorum. Bunlar beni kesinlikle siradisi kilmaz ama sorunun cevabini bulmama baya yardim etti.
   Cok da yetenekli ve ozel biri degilim burasi kesin. Eger elime bi sans gecerse ve bana kendimi ispatlama hakki taninirsa en iyi yerlere gelebilecegimden de suphem yok.Tek ihtiyacim olan bir sans. Ucup kacamasam da benim de kendime gore yeteneklerim vardir sonucta. Yapilmasi gereken sey basit bir firsat yakalamak ve iyi yerlere gelmek istdigini gostermek. Soru cozulmustur lutfen cevaplarinizi kontrol ediniz. Sevgiler.