Artık zamanı geldi. Devamı evimden dedim ve şu anda evimdeyim. Bu iyelik ekini kullanmak acayip tatlıymış var ya. Öncelikle bunu söyliyeyim. Bardağım, kapım, odam, yatağım... Kafamı yastığa koyunca mışıl mışıl uyuyorum demek isterdim ama henüz bi yastığım yok. Olunca mışıl mışıl uyıcam kesinlikle..
Kafayı toparladıktan sonra mutlu mutlu derslerime devam etmeye başladım. Çok bi esprisi yok. Geçen sene daha tatlıydı okul bu sene bi anlamı yok benim için. Gidip geliyorum o kadar. Bayrama bi hafta var. Aslında insanın evi olunca bi yere gidesi gelmiyo da ev daha tam donanımlı değil. Bu yazıyı yazana kadar kombisiz yattık ocaksız yaşadık başkalarının evinde duş aldık falan filan. En başından bakınca baya bi zordu. Kaç gün ev aradım. Evi bulduk. Temizledik başkaları pisletti biz yine temizledik. Sonra üç kat eşya taşıdık iki kişi. Hoş derseniz kaç kişi temizlediniz. Yine iki kişi. İnsanlar yine insanlıkların gösterdiler ve etliye sütlüye bulaşmadılar. Bi arkadaşım geldi yardım etti sağolsun onu ayrı tutuyorum.
Bu kadar şey parasız olmuyo ve şu an parasızım. Parayla saadet olmaz diyerek parasız mutlu olmayı öğrendim. Mesudum. Param olmasa kaç yazar. Okula yürüyerek gidebiliyorum. Kızılay hemen şurası. Fazla da bi yer yok zaten otobüsle gideceğim. Ev desen arkadaşın annesi göndermiş zulayı bayram şekeriyle kolonyamız bile var. Bayram çocuklarına duyurulur.
Bi kaç güne olasılık sınavı var. Pek kolay değil ama saçmalamaya da gerek yok. Çalışınca herşey kolay. Bakalım. Bu sabah sonunda baya bi uyuyabildim. Özlemiştim. Çok uyumanın zaraları da yok değil. Yine güzel bir rüya gördüm. Uyanmasaydım ne olurdu. Sonra kızılaya yürüdüm. Yaptık bişeyler. Bi günü daha akşam ettik. Evde tarhana çorbasıyla etli sarma vardı. Peşine kahve. Daha yeni başladık ama bu iş baya eğlenceliymiş. Banliyölerin kaldırılmasına sevindim. İyi ettim de eve çıktım. Varsın param kalmasın ama en azından kafam rahat. İstediğim şey de buydu zaten. İstediğinde yat istediğinde kalk. İstediğin zaman git istediğin zaman gel. Bunlara Amerikadan alışmıştım zaten aksi bi durum olsa pek katlanamazdım sanırım. Hayırlısı olsun. Sevgiler.
30 Ekim 2011 Pazar
15 Ekim 2011 Cumartesi
Toz Dediğin Nedir Gülüm
Bir sabah uyandığında kalmışsın tek başına demiş şair. Elinde bi kap dolusu sabunlu suyla tek başına kalmak daha fenaymış. Şair hiç ev temizlememiş heralde. Nese konumuz bu değil. Eve çıkmak. Evet güzel duygu ama çıkana kadar öle bi boğuluyosun ki anlatamam. Yine uyanıp eve gittim bugün. Banyo daha bitmemiş sağda solda kapılar duruyo. Gittik net konuştuk emlakçıyla. Az sonra tesisatçı geldi. Elektrik olmadan pek bişey yapamadı ama yine de bi bşlangıç deyip teselli bulduk.
Geçen gün evi nasıl temizleriz diye konuşuyoduk. Cevaplar hakkaten komikti. "Olm deterjan meterjan alırız nedir yani" , "Abi çalı süpürgesi de lazım onsuz olmaz". Evet ağzımıza yakışmadı hatta elimize hiç yakışmadı. O kadar yakışmadı ki anlatamam. Ucuz olsun diye aldığımız çin malı viledamız daha yolun başında bizi yarı yolda bıraktı. Ne yapsak ne etsek derken lanet sapın kırılması bana bi atlete maloldu. Atletinde değilim de yarı çıplak ev temizlemek hiç bi zaman fantezilerimde yer almamıştı. Camlara şöle bi iki bez sürttük ve geçtik. Boşver abi önümüz kış.
Temizlediğimizi sandiğımız yerlerde artık çıplak ayakla gezelim dedik. Boşuna bir daha kirletmeyelim. Bahsi geçen ayaklara bir daha bakınca altında bir parmak toz vardı. Tozlanmak mesele değildi de o kadar emek boşa gitmişti. Üzülmemek elde degil. Dedim aga bu böyle olmıcak bi kadın eli şart. Nazımın geçme ihtimalini düşündüğüm bütün kadınlara haber salayım dedim. Yok öyleydi de böyleydi de. Ulan insan bi kere eve çıkıyo be. Anlaşılsaydım dişimi kırardım zaten. Mazhar abi büyüksün ; "Yalnızık ömür boyu."
Yarın eşyalar gelcek inş. Bi yatağım olsa zaten mesele yok. Ki yarın alcaz. Sanırım zor da olsa işin büyük kısmı halloldu. Eşyaları yerleştircez. Pazartesi gecesi kendi evimde uyuyo olabilirim ki sanırım şu anda istediğim en büyük şey bu. Sevgiler.
Geçen gün evi nasıl temizleriz diye konuşuyoduk. Cevaplar hakkaten komikti. "Olm deterjan meterjan alırız nedir yani" , "Abi çalı süpürgesi de lazım onsuz olmaz". Evet ağzımıza yakışmadı hatta elimize hiç yakışmadı. O kadar yakışmadı ki anlatamam. Ucuz olsun diye aldığımız çin malı viledamız daha yolun başında bizi yarı yolda bıraktı. Ne yapsak ne etsek derken lanet sapın kırılması bana bi atlete maloldu. Atletinde değilim de yarı çıplak ev temizlemek hiç bi zaman fantezilerimde yer almamıştı. Camlara şöle bi iki bez sürttük ve geçtik. Boşver abi önümüz kış.
Temizlediğimizi sandiğımız yerlerde artık çıplak ayakla gezelim dedik. Boşuna bir daha kirletmeyelim. Bahsi geçen ayaklara bir daha bakınca altında bir parmak toz vardı. Tozlanmak mesele değildi de o kadar emek boşa gitmişti. Üzülmemek elde degil. Dedim aga bu böyle olmıcak bi kadın eli şart. Nazımın geçme ihtimalini düşündüğüm bütün kadınlara haber salayım dedim. Yok öyleydi de böyleydi de. Ulan insan bi kere eve çıkıyo be. Anlaşılsaydım dişimi kırardım zaten. Mazhar abi büyüksün ; "Yalnızık ömür boyu."
Yarın eşyalar gelcek inş. Bi yatağım olsa zaten mesele yok. Ki yarın alcaz. Sanırım zor da olsa işin büyük kısmı halloldu. Eşyaları yerleştircez. Pazartesi gecesi kendi evimde uyuyo olabilirim ki sanırım şu anda istediğim en büyük şey bu. Sevgiler.
11 Ekim 2011 Salı
Son Durak
Yalnızlığımı zorla söken şafaklara yüklüyorum,
Boynu bükük kuşların hüznünde eriyor bir kaç damla daha
Gidiyorum...
Hiç ummadığın bir sabahta çıktım karşına
Ve hiç ummadığın bir sabahta gidiyorum...
Umutlarımın kasveti çökecek şimdi yollarıma,
"Acaba ?" lar düşecek ellerimden ve " Keşke" ler bağlayacak ayaklarımı
Yuvarlanacağım sensizlik yokuşunda.
Gözlerine daldığımda bulduğum mutluluğu
Bir daha yaşayacağım.
Ve yan koltuğu boş bir otobüs bileti,
Bilmeyeceğim nereye gittiğimi.
Sorarlarsa son durağa diyeceğim.
Yine yüzdüreceğim kağıttan gemilerimi,
Hani umutlarımı katlayıp,
Dudaklarımda parça parça ettiğim o kağıtlardan yaptığım gemileri,
Ara sıra haylinin vurduğu,
Betondan sert, çelikten soğuk bir çıkmaz sokakta
Gitgide büyüyen , düşünce alevlerimin içerisinde...
En uzun gecesinde ömrümün,
Gözyaşlarımla söndürdüğüm külleri biriktireceğim
Ve en güzel yerinde karanlık yüreğimin,
Resmin diye asacağım asırlar ötesi sevdiğim.
Bilmeyeceksin nereye gittiğimi
Nerde olduğumu ve neler çektiğimi,
Arayacaksın, hislere sağır aşka kör bir sabahın,
Zorla götürdüğü çocukluğumu.
Gözlerini yummuş hayta bir adam var şimdi
Beş parasız, üstünde sade bir gömlek,
Bir de yüzüne sinen yanık kokusu...
Gidiyorum...
Hiç gelmeyecek olan o son durağa
Söylediğim aşk şarkılarını yine söyleyeceğim.
Her söylediğimde bir umut daha bırakcağım yüreğime
İçimdeki o koskaca yangını bir gün farkettiğinde
Seni son durakta bekliyor olacağım...
Boynu bükük kuşların hüznünde eriyor bir kaç damla daha
Gidiyorum...
Hiç ummadığın bir sabahta çıktım karşına
Ve hiç ummadığın bir sabahta gidiyorum...
Umutlarımın kasveti çökecek şimdi yollarıma,
"Acaba ?" lar düşecek ellerimden ve " Keşke" ler bağlayacak ayaklarımı
Yuvarlanacağım sensizlik yokuşunda.
Gözlerine daldığımda bulduğum mutluluğu
Bir daha yaşayacağım.
Ve yan koltuğu boş bir otobüs bileti,
Bilmeyeceğim nereye gittiğimi.
Sorarlarsa son durağa diyeceğim.
Yine yüzdüreceğim kağıttan gemilerimi,
Hani umutlarımı katlayıp,
Dudaklarımda parça parça ettiğim o kağıtlardan yaptığım gemileri,
Ara sıra haylinin vurduğu,
Betondan sert, çelikten soğuk bir çıkmaz sokakta
Gitgide büyüyen , düşünce alevlerimin içerisinde...
En uzun gecesinde ömrümün,
Gözyaşlarımla söndürdüğüm külleri biriktireceğim
Ve en güzel yerinde karanlık yüreğimin,
Resmin diye asacağım asırlar ötesi sevdiğim.
Bilmeyeceksin nereye gittiğimi
Nerde olduğumu ve neler çektiğimi,
Arayacaksın, hislere sağır aşka kör bir sabahın,
Zorla götürdüğü çocukluğumu.
Gözlerini yummuş hayta bir adam var şimdi
Beş parasız, üstünde sade bir gömlek,
Bir de yüzüne sinen yanık kokusu...
Gidiyorum...
Hiç gelmeyecek olan o son durağa
Söylediğim aşk şarkılarını yine söyleyeceğim.
Her söylediğimde bir umut daha bırakcağım yüreğime
İçimdeki o koskaca yangını bir gün farkettiğinde
Seni son durakta bekliyor olacağım...
9 Ekim 2011 Pazar
Sakinim Evet
Kafayı anca topladım. Geleli oldu baya. Aslında pek birşey anlyamadım. O kadar koşuşturmacalıydı ki öyle günler yaşamayalı baya zaman geçmiş; farkettim. Ordan hop Ankara'ya. Paraşüt maraşüt , sınav ders derken bu zamana kadar gelmişiz.
Şu an yoğun belirsizlik var. Bi eve çıkmam lazım sadece bunu biliyorum. Geçen cıktım ev aramaya. Bulabilene aşkolsun. Kaç saat gezindim tam emin değilim ama Ankara'nın yarısını yürüdüm orası kesin. Yani muhtemelen öyle. Baya gergin günler geçti ama artık sakinim bi eve çıkması kaldı. Çok kolaymış gibi bahsediyorum ama ne lanet bişey olduğunu bu işe girişince anlıyo insan ve ben de anladım.
Kaç ay geçti bütün saçmalıkların üstünden ama hala değişen birşey olmamış insanlarda. Oysa benim hayatım neredeyse bütünüyle değişti. İnsanların bu sabit fikirlerine şaşmamak elde değil. Değişirler dedim eğer ben değişirsem herkes değişir. Ama yok yanılmışım. Evet kabullenmeliyim ki bi cacık çıkmıcak kasılmanın bi anlamı yok. Üniversitede değişen bişey olur mu artık bilemiyorum. Çok da önemli değil artık.
Evim olmalı artık. Devamı kendi evimden. Sevgiler.
Şu an yoğun belirsizlik var. Bi eve çıkmam lazım sadece bunu biliyorum. Geçen cıktım ev aramaya. Bulabilene aşkolsun. Kaç saat gezindim tam emin değilim ama Ankara'nın yarısını yürüdüm orası kesin. Yani muhtemelen öyle. Baya gergin günler geçti ama artık sakinim bi eve çıkması kaldı. Çok kolaymış gibi bahsediyorum ama ne lanet bişey olduğunu bu işe girişince anlıyo insan ve ben de anladım.
Kaç ay geçti bütün saçmalıkların üstünden ama hala değişen birşey olmamış insanlarda. Oysa benim hayatım neredeyse bütünüyle değişti. İnsanların bu sabit fikirlerine şaşmamak elde değil. Değişirler dedim eğer ben değişirsem herkes değişir. Ama yok yanılmışım. Evet kabullenmeliyim ki bi cacık çıkmıcak kasılmanın bi anlamı yok. Üniversitede değişen bişey olur mu artık bilemiyorum. Çok da önemli değil artık.
Evim olmalı artık. Devamı kendi evimden. Sevgiler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)