31 Aralık 2010 Cuma

Temiz bi iş oldu !

   Çok bekledim çamaşır makinasının boşalmasını ama her bakmaya gittiğimde yeni birinin çamaşırları yıkanıyodu.Tam sayıp söverken bugün makinayı boş yakaladım.koşa koşa odadan çamaşırları aldım ve aynı hızla çamaşır odasına koştum.Çok şükür 30 saniyelik zaman diliminde kimse benden daha hızlı koşmamış.Gerçekten çok mutlu oldum.Duş aldıktan sonra temizlendiğim halde aynı atleti giymek hiç hoşuma gitmemişti.Çamaşır işini hallettikten sonra yemek yemeye indim yemekhaneye. Yine bulgur pilavı vardı . Yanında çakma bi türlü vardı ama mercimek çorbasının hakkını vermek lazım.Gerçi biraz nankör iş yemek olmak.Güzel diye hemen yenilmek var.Oysa kötü olup dışarda akşam yemeğine kadar beklemek gibi güzel bi durum da var. Tabi önce can diyerek dişimi neye geçirdiysem yedim bi güzel.
   Sonra dışarı çıkalım dedim arkadaşıma. Elvankentin gülü GİMSA ya gittik. Doğru bi karar alıp yedigün orman meyveli mojo aldım. Denemeyenler varsa ben kefilim. Tabi fix GİMSA gezilerinde yaptığımız gibi aldık yine iki tane muz onları da yedik bi güzel.Günün en eğlenceli kısmına gelip ders çalışmaya başladım.Sonra dedim ki hazır makina boş bari çoraplarımı da yıkayayım.İki üç çift çoraba bi makina açılmaz diyip havlu triko ne bulduysam doldurdum makinaya.Sonra sabaha güvenerek aynı arkadaşa dışarı çıkalım dedim.Ama sabah ki iyimserliğini yitirmiş bi vaziyette hayır dedi.Her ne kadar ısrar etmiyo gibi görünmeye çalışsam da baya bi ısrar ettim.Sonuç tek başıma çıkmam gerekiyodu.Tam montumu filan giydim.Ayaklarımda inceden bi üşüme vardı.Dedim bi çorap giyeyim ama temizlik aşkımı unutmuşum.Bütün çoraplar makinadaydı.Bi an çizgi filmlerdeki gibi lolipop gibi göründüğümü hissettim.Fazla bozuntuya vermeden odadan sessizce çıktım.Bi yandan da aklıma gereken hakaretleri ediyodum.
   Dışarda hava güzel.Bi 10 dk yürüdüm.Her zamanki yere yani internet kafeye geldim.Her zaman ki bilgisayara oturmak istedim ama başkası vardı.Uyuz olmadım değil.Hepsi aynı bilgiyi sayabilir diyerekten iki masa yanına oturdum.Kulaklığımda 84-Son Mektup çalıyo.Bi yandan da yazınıın sonunu düşünüyorum ve hala ayaklarımda çorap yok ...

20 Aralık 2010 Pazartesi

İnan Artık Ben De İnanıyorum !

       Zaman akıp gidiyor ve biz de peşinden. Kimbilir nerelere sürüklüyor bizi ? Bazen hiç de kabullenmeyiz "sürüklenme"  lafını hepimiz özgür insanlarız ve özgür iradelerimiz yön veriyor hayata. Ama aslında yön verdiğimiz gerçek değil. Otobüste İstediğin yere yürü , sağa dön , sola dön ne farkeder ki ? Sonuç : otobüs bizi istediği yere götürür. Kimisi bi önceki durakta iner kimi bi sonraki durakta.
       Gittikçe daha fazla düşünüyorum. Gerçekte bi otobüs var mı ? Ya yoksa ? Dokunmak , koklamak aslında hiç olmamışsa ? Çok gerçekçi bir rüyanın ortasındaysak ve az sonra yatağımızda uyanmak üzereysek ? Çok uykuluyken kitap okuyunca bazen gözlerimiz kapanır ve yarım kalan cümleyi beynimiz tamamlar. Kendimize geldiğimizde cümlenin aslında öyle sonlanmadığını farkederiz. Ama uyanana kadar ne saçma bi cümle bu böyle diye de düşünmeden edemeyiz. Gerçekte beynimiz okuduğumuz kitabın yazarından daha maharetliyse ? Olmayan bir cümleyi varmış gibi bize gösterebiliyorsa okuduğumuz her satırın başkası tarafından yazıldığına nasıl ikna olabiliriz ? İşte bu...
Biz neyiz ? Var olan bir oyunda bir oyuncu mu yoksa olmayan bir oyunu oynatan bir yönetmen mi ? Hep kısır bir döngü ... Yatakta uyanmadan rüya olmadığına inandığımız bir çok rüya görüyoruz. Peki ya bir rüyadan uyanıp başka bir rüyanın içine doğuyorsak ? Anlayamıyorum biz tam olarak nerdeyiz ? Ve gerçekliği meçhul olan bu saçma yerde ne yapıyoruz ?..