Zaman akıp gidiyor ve biz de peşinden. Kimbilir nerelere sürüklüyor bizi ? Bazen hiç de kabullenmeyiz "sürüklenme" lafını hepimiz özgür insanlarız ve özgür iradelerimiz yön veriyor hayata. Ama aslında yön verdiğimiz gerçek değil. Otobüste İstediğin yere yürü , sağa dön , sola dön ne farkeder ki ? Sonuç : otobüs bizi istediği yere götürür. Kimisi bi önceki durakta iner kimi bi sonraki durakta.
Gittikçe daha fazla düşünüyorum. Gerçekte bi otobüs var mı ? Ya yoksa ? Dokunmak , koklamak aslında hiç olmamışsa ? Çok gerçekçi bir rüyanın ortasındaysak ve az sonra yatağımızda uyanmak üzereysek ? Çok uykuluyken kitap okuyunca bazen gözlerimiz kapanır ve yarım kalan cümleyi beynimiz tamamlar. Kendimize geldiğimizde cümlenin aslında öyle sonlanmadığını farkederiz. Ama uyanana kadar ne saçma bi cümle bu böyle diye de düşünmeden edemeyiz. Gerçekte beynimiz okuduğumuz kitabın yazarından daha maharetliyse ? Olmayan bir cümleyi varmış gibi bize gösterebiliyorsa okuduğumuz her satırın başkası tarafından yazıldığına nasıl ikna olabiliriz ? İşte bu...
Biz neyiz ? Var olan bir oyunda bir oyuncu mu yoksa olmayan bir oyunu oynatan bir yönetmen mi ? Hep kısır bir döngü ... Yatakta uyanmadan rüya olmadığına inandığımız bir çok rüya görüyoruz. Peki ya bir rüyadan uyanıp başka bir rüyanın içine doğuyorsak ? Anlayamıyorum biz tam olarak nerdeyiz ? Ve gerçekliği meçhul olan bu saçma yerde ne yapıyoruz ?..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder