Aylardan sonra baş gösteren mutlu insan sendromuyla iç içeyim. Ne olsa dokunurdu o zamanlar. Şimdi ne olursa olsun ben dokunmuyorum hiç bir şeye. Şarkılar söylüyorum şiirlere verdim kendimi. Bir de patenlerim var artık. Ağır aksak yürümek yerine sekiz tane tekerin üstünde kaymak süper bi duygu. Evim eşyalandı. Erasmusa başvurdum. Kısacası her şey istediğim gibi.
Bazı şiirlerde yazar şair. Hayatın ne anlamsız olduğunu. Sevdiğinden ayrı kaldığında yaptığı şeyleri. Akşama makarna pişirdim. Gömleğimi ütülemeden giydim. Sakallarım uzadı. Bu gün gazeteye hiç dokunmadım. Bu tarz cümleler. Hani insanı öyle bir havaya sokuyor ki sevdigi kişi olmadan ne yapsa ancak makarna pişirmek kadar anlamlı oluyor dünya. Olayın diğer tarafından bakacak olursak ; birini sevince, akşama makarna pişirdiğinde yüzyılın en önemli buluşunu yapmak kadar anlamlı geliyor dünya insana. Sevgiler
25 Mart 2012 Pazar
12 Mart 2012 Pazartesi
Ankara'da Aşk
Bir bir vazgeçerken ağaçlar yapraklarından,
Bir filiz düşüverdi yangın enkazı yüreğime
Soğuk havalar bile nefret ederken Ankara'dan
Bir kış gününde sevdim ben seni.
Karanlık odamda boş duvarları seyrederken
Akdenize yelken açmak gibiydi gözlerine bakmak
Bir sürü hikaye fısıldarken buğulu camlara
Aşkın en güzel haliydi gülüşünde kelimeleri unutmak.
Uykusuz gecelerden kan rengi sabahlara uyanırdı bedenim
Her esen rüzgarla daha fazla uyuşurdu ellerim
Bir kış gününde sevdim ben seni.
Ve kara kışın ortasında;
Gül bahçesine uyanır oldu şimdi gözlerim...
Bir filiz düşüverdi yangın enkazı yüreğime
Soğuk havalar bile nefret ederken Ankara'dan
Bir kış gününde sevdim ben seni.
Karanlık odamda boş duvarları seyrederken
Akdenize yelken açmak gibiydi gözlerine bakmak
Bir sürü hikaye fısıldarken buğulu camlara
Aşkın en güzel haliydi gülüşünde kelimeleri unutmak.
Uykusuz gecelerden kan rengi sabahlara uyanırdı bedenim
Her esen rüzgarla daha fazla uyuşurdu ellerim
Bir kış gününde sevdim ben seni.
Ve kara kışın ortasında;
Gül bahçesine uyanır oldu şimdi gözlerim...
4 Mart 2012 Pazar
Kış, Çam Ağaçları ve Cennet
Yeni bir heyecanla açılan ve daha ilk satırda ziyan olan sayfalarla doluydu çöp kutum. Sevdiğine mektup yazmak kadar zordu yeniden başlamak. Bu sonuncu sayfaya hepiniz hoşgeldiniz.
Rüzgarlar artık can yakacak kadar soğumuştu. Her ağaç bir bir vazgeçiyorken yapraklarından , inatla yeşil kalmayı başarabilen çam ağaçları dikkatimi çekiyordu. Meyvesiz gölgesiz bir ağaç olduğundan bu utancı örtbas etmek istiyorlardı belli ki. Ya da var olan düzende ne deniyorsa onu yapanlardandılar.
Yerlerde bir karış buz varken hiç ışıklı bir parkta yürüdünüz mü ? Mesela saat gece bire gelirken. Her taraf ışıl ışıldı. Sanki yolun sonunda cennetin kapıları vardı. Ya da ben bir huriye aşık olmuştum. Beni dünyada olduğuma inandıran bir sürü çıplak ağaç, rüyada olmadığıma inandıran kuru bir soğuk - ilik donduran cinsten- ve bu soğukta damarlarıma umut aşılayan yeşil çam ağaçlarının ortasındaydım. Düşüncelerim uyuşmuş olsa da kalbimin heyecanı artmaktaydı. En azından aklımdan düşünce geçebilmesi beni fazlasıyla mutlu etmişti. Düşünmek güzeldi. Düşünmeyi özlediğini düşünmek daha da güzeldi. Düşünmekten aklı bir karış havada gezmek de varmış bu kış kıyamette. Hatta o kadar çok düşünmekten yazının sonunu düşünememek bile varmış. Sevgiler
Rüzgarlar artık can yakacak kadar soğumuştu. Her ağaç bir bir vazgeçiyorken yapraklarından , inatla yeşil kalmayı başarabilen çam ağaçları dikkatimi çekiyordu. Meyvesiz gölgesiz bir ağaç olduğundan bu utancı örtbas etmek istiyorlardı belli ki. Ya da var olan düzende ne deniyorsa onu yapanlardandılar.
Yerlerde bir karış buz varken hiç ışıklı bir parkta yürüdünüz mü ? Mesela saat gece bire gelirken. Her taraf ışıl ışıldı. Sanki yolun sonunda cennetin kapıları vardı. Ya da ben bir huriye aşık olmuştum. Beni dünyada olduğuma inandıran bir sürü çıplak ağaç, rüyada olmadığıma inandıran kuru bir soğuk - ilik donduran cinsten- ve bu soğukta damarlarıma umut aşılayan yeşil çam ağaçlarının ortasındaydım. Düşüncelerim uyuşmuş olsa da kalbimin heyecanı artmaktaydı. En azından aklımdan düşünce geçebilmesi beni fazlasıyla mutlu etmişti. Düşünmek güzeldi. Düşünmeyi özlediğini düşünmek daha da güzeldi. Düşünmekten aklı bir karış havada gezmek de varmış bu kış kıyamette. Hatta o kadar çok düşünmekten yazının sonunu düşünememek bile varmış. Sevgiler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)