4 Mart 2012 Pazar

Kış, Çam Ağaçları ve Cennet

  Yeni bir heyecanla açılan ve daha ilk satırda ziyan olan sayfalarla doluydu çöp kutum. Sevdiğine mektup yazmak kadar zordu yeniden başlamak. Bu sonuncu sayfaya hepiniz hoşgeldiniz.
   Rüzgarlar artık can yakacak kadar soğumuştu. Her ağaç bir bir vazgeçiyorken yapraklarından , inatla yeşil kalmayı başarabilen çam ağaçları dikkatimi çekiyordu. Meyvesiz gölgesiz bir ağaç olduğundan bu utancı örtbas etmek istiyorlardı belli ki. Ya da var olan düzende ne deniyorsa onu yapanlardandılar.
   Yerlerde bir karış buz varken hiç ışıklı bir parkta yürüdünüz mü ? Mesela saat gece bire gelirken. Her taraf ışıl ışıldı. Sanki yolun sonunda cennetin kapıları vardı. Ya da ben bir huriye aşık olmuştum. Beni dünyada olduğuma inandıran bir sürü çıplak ağaç, rüyada olmadığıma inandıran kuru bir soğuk - ilik donduran cinsten- ve bu soğukta damarlarıma umut aşılayan yeşil çam ağaçlarının ortasındaydım. Düşüncelerim uyuşmuş olsa da kalbimin heyecanı artmaktaydı. En azından aklımdan düşünce geçebilmesi beni fazlasıyla mutlu etmişti. Düşünmek güzeldi. Düşünmeyi özlediğini düşünmek daha da güzeldi. Düşünmekten aklı bir karış havada gezmek de varmış bu kış kıyamette. Hatta o kadar çok düşünmekten yazının sonunu düşünememek bile varmış. Sevgiler
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder