11 Ekim 2011 Salı

Son Durak

Yalnızlığımı zorla söken şafaklara yüklüyorum,
Boynu bükük kuşların hüznünde eriyor bir kaç damla daha
Gidiyorum...
Hiç ummadığın bir sabahta çıktım karşına
Ve hiç ummadığın bir sabahta gidiyorum...
Umutlarımın kasveti çökecek şimdi yollarıma,
"Acaba ?" lar düşecek ellerimden ve " Keşke" ler bağlayacak ayaklarımı
Yuvarlanacağım sensizlik yokuşunda.
Gözlerine daldığımda bulduğum mutluluğu
Bir daha yaşayacağım.
Ve yan koltuğu boş bir otobüs bileti,
Bilmeyeceğim nereye gittiğimi.
Sorarlarsa son durağa diyeceğim.
Yine yüzdüreceğim kağıttan gemilerimi,
Hani umutlarımı katlayıp,
Dudaklarımda parça parça ettiğim o kağıtlardan yaptığım gemileri,
Ara sıra haylinin vurduğu,
Betondan sert, çelikten soğuk bir çıkmaz sokakta
Gitgide büyüyen , düşünce alevlerimin içerisinde...
En uzun gecesinde ömrümün,
Gözyaşlarımla söndürdüğüm külleri biriktireceğim
Ve en güzel yerinde karanlık yüreğimin,
Resmin diye asacağım asırlar ötesi sevdiğim.
Bilmeyeceksin nereye gittiğimi
Nerde olduğumu ve neler çektiğimi,
Arayacaksın, hislere sağır aşka kör bir sabahın,
Zorla götürdüğü çocukluğumu.
Gözlerini yummuş hayta bir adam var şimdi
Beş parasız, üstünde sade bir gömlek,
Bir de yüzüne sinen yanık kokusu...
Gidiyorum...
Hiç gelmeyecek olan o son durağa
Söylediğim aşk şarkılarını yine söyleyeceğim.
Her söylediğimde bir umut daha bırakcağım yüreğime
İçimdeki o koskaca yangını bir gün farkettiğinde
Seni son durakta bekliyor olacağım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder