19 Kasım 2012 Pazartesi

Özgürlüğün Yeni Tanımı

   Uykusuzluk, gözüme cam kırıkları doldurmuş gibi bi acı verdiğinde güneş doğmak üzere olur hep. Ya da doğmuş... Ne zaman bu düzensiz düzeni düzeltmek istesem sadece daha geç uyumama sebep oluyo. Uykuya dalabilmem için sıra dışı şeyler hayal etmem gerekir. Yatağa ilk yattığımda geçirdiğim günü, daha evvel geçirdiğim zamanları belki hiç gelmeyecek olan gelecek zamanları düşünürüm. Bunları düşündüğümü farkettiğimde olaya müdahale eder ve şehrin bütün manzarasına hakim yüksekçe bir tepede bir bankta tek başına otururken hayal ederim kendimi. Niye yanımda sevgili yok onu ben de hala çözemedim. Bu gece de onu sorgulayayım bari.
   Şehrin curcunasından uzak kalmak ilk bakışta cazip geliyo. Bazen özgürlüğün bu olduğunu düşünüyorum. Ya tam sessizlik olacak ya da son ses metal müzik... İnsanları duymak dinlemek çok saçma. Ama itiraf ediyorum ki müzik dinlerken minibüs şoförü dikiz aynasına bakıp da bişey dediğinde o özgürlük duygusu yerini bi infiale bırakıyo. Cool çocuk modunu bozmak istemiyorum ama gidecegim yeri iyi bilmiyosam mecburen müziği kapatıyorum. Sonra sövüyorum ve geri açıyorum. İşin aslı kuşlar gibi olmak babacım. Kimseye eyvallah etmeden istedikleri yere gidiyolar. Kuşlar insanlara özgürlük simgesi gibi geliyo ama kuşları özgür kılan şey uçmaları değil istedikleri yere sıçmalarıdır bence. Hangimiz onlar kadar özgür olabiliyoruz ki şu hayatta... Özgürlüğün yeni tanımı... Neyse ver babacım müziği.Ve final... Sevgiler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder