Yağmurlu bir gecede saçakların altından hızlı hızlı yürüyorum. Merakla arkama bakıyorum arada bir. Bu esnada verdiğim nefesin sesi bir hayli yüksek çıkıyor. Binanın dış kapısına gelip yağmurluğumun şapkasını çıkarıyorum. Kimse var mı etrafta diye bir kere daha dönüp bakıyorum. Deli gibi yağmur yağmaya devam ederken bir karaltı düşüyor binanın duvarına. Arkama bakamadan heyecanla binaya girip dış kapıyı kapatıyorum. Bir iki saniye bekleyip ne olup bittiğini anlamaya çalışıyorum. Yoldan gelip geçen sen ben gibi bi insanmış.Tehlike yok. Hiç bişey olmamış gibi ağır ağır çıkıyorum merdivenlerden. Evimin kapısına geliyorum. Ayakkabılarımı çıkarıp evime giriyorum. O esnada "ulan bu işte bi ibnelik var." dedirten bir müzik çalmaya başlıyor. Çaldığı yetmez gibi attığım her adımda ritmik olarak yükseliyor. Noluyo lan diyene kadar odamın ışığının açık olduğunu farkediyorum. Işığı kapattığımdan eminmişim gibi bi yüz ifadesi takınıyorum. Odama girdiğimde kendimle karşılaşıyorum. Müzik arttığı yerden devam ediyor. Noluyoruz lan diyorum. Aslında sen değilim ben diyo. Peki kimsin sen ? Ne bileyim !?
Lan gerçekten bi gün eve gelip kendimle karşılaşmaktan ümitliyim. Çok film izliyosun diyeceksin ama o kadar film izlemişliğim de yok hani. Bazı filmlerin etkisinde çok kalıyorum.Çoğu zaman film artisti olmadığıma hayıflanıyorum. Her filmde başka bi hayat. Bide benimkine bak. Hep aynı... Her makarnaya mayonez sıkıyorum. Özetle bu. Sevgiler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder