2 Ocak 2011 Pazar

Sevgi Neydi ?

   Sevgi ; dostluktur , paylaşmaktır. Tam bir film repliği olan bu cümle "Selvi boylum , al yazmalım " filminden. Geçen gün televizyonda dolaşırken türk sinema tarihine damgasını vurmuş bu meşhur Türkan Şoray filmini gördüm. Defalarca izlemiş olmama rağmen daha kayda değer bişey bulamayınca yeniden izlemeye karar verdim.
   Aslında filmi çarpıcı yapan anlattığı aşk hikayesinden çok Asya'nın kaldığı müthiş ikilemi ufak bi çocuğun üstünden anlatmasıydı.Beni bu yazıyı yatmaya iten şey ise Asya'nın sık sık kendine sorduğu "Sevgi neydi ? " sorusuydu. Gerçekten sevgi neydi ? Çoğu zaman ne aradığımızı düşünmeden bulmaya çalıştığımız şey miydi ?
Ben de çok düşündüm bu soruyu. Evet belki cevaplaması zor. Ama filmde bu soruya farklı cevaplar bulmak mümkün. Sevgi yardımlaşmaktır. Sevgi kendinden çok başkasını düşünmektir . Sevgi , sevdiğin biri için başka şeyleri sevmektir. Bu cümleleri filmdeki karakterlerin iç seslerinden de duyabilirsiniz. Aslında olması gereken de böyledir. Sevgi saftır ve içten gelmelidir. Yüreğini eline alıp başkasının eline bırakabilmektir. Elini tuttuğunda sevdiğinin yüreğini ısıtabilmektir. Düşünmektir... Çok çok onu düşünmektir. Her an , her nefes alışında gülüşünün gözlerinde yeniden canlanmasıdır sevgi.
   Türkan Şoray da aynen böyle düşünüyo olmalı ki sevdiği adam ,Kadir İnanır, geldiğinde içi kan ağlasada en çaresiz olduğu anda ona sahip çıkan adamı terketmiyor. Aslında filmde herkes çok tedirgin.Asya terketmeyi düşünüyo , İlyas acaba benimle gelir mi diye düşünüyo , Asya'nın kocası beni terk edecek mi diye düşünüyo ?
   Aşk mı sevgi mi ? Hangisi daha geçerli ? Birini sevmek mi yoksa ona aşık olmak mı ? Bence cevabı basit : Sevgi herşeyin üstündedir. Aşk tam bir muammadır ne olduğu ve ne zaman olacağı hiç belli olmaz. Ama sevmeyi becerebilirsen onu anlamak da anlatmak da kolaydır. Bir tebessüm ettiğinde herşeyi anlatır. Aşk biter ama sevgi baki kalır. Ölene kadar sevmek mümkündür ama ölümsüz bir aşk yoktur , olmamıştır ve bir daha da olmayacaktır...
   Asya iki gözü iki çeşme her gece düşünür.Bir yanda deli gibi aşık olduğu adam diğer yanda da Asya'ya dostluğunu vermiş Asya'yı çok sevmiş bir adam.Filmin son sahnesi çok etkilemişti beni . Asya'nın oğlu Samet ,İlyas amcasının kamyonuna binmiş İlyas amcasının kucağında kamyon sürüyordu. İlyas'ın aklındaki düşünce eğer Samet gelirse Asya da gelirdi.Samet'i bahçede göremeyen Asya yola koşuyordu ve Samet in İlyasla gittiğini görünce kamyonun peşinden koşmaya başlamıştı.Tabi Asya nın kocası da kamyonun peşinden.En sonunda Samet ağlamaya başlayınca İlyas kamyonu durdurmak zorunda kalıyordu.Ve kamyondan iniyorlardı.İlyas Asya'yla göz göze geliyordu.Yalvarırcasına bakarken Samet babacım diyerek İlyas'tan uzaklaşıp babasına koşunca Asya da ayaklarını sürükleye sürükleye Samet in peşinden gitmek zorunda kalmıştı.Ama içinden : "Ben seninim ne duruyosun kaçırsana beni. " diyip gözyaşı döküyordu. İlyas da gözleri nemli kamyonun konyağını çoktan çevirmişti. Sevdiğine veda edememişti ama içinden onu sevdiğini söylüyordu :
   Hoşçakal... Selvi boylum al yazmalım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder