15 Aralık 2012 Cumartesi

Bir Deli'nin Not Defteri

   Beynime çakılı bir duyguyla yaşıyorum bir haftadır. Farkındalık diye bir kelimeyle ifade ediliyor ama bir kelimeden çok daha fazlası. Bir anda birden fazla yerde olabileceğini düşündürüyor insana. Ya da hiç bir yerde olmadığın hissini. Etrafındaki olayların ya da nesnelerin yeteri kadar gerçek olmadığını biliyorsun bu durumda. Aslında etrafındaki insanların birer aldatmaca olduğunu falan hissettiriyor. Belki de delirmenin ilk adımı ya da çoktan delirmiş olduğunun bir kanıtı. Kestiremiyorum.
   Bazen delirmenin nasıl bir duygu olduğunu merak ediyorum. Bir rüyadan uyanmak gibi mi yoksa hiç uyumamış olmak gibi mi ? Çoğu zaman yatağımdan başka biri olarak kalkmayı istiyorum. Bildiğin bambaşka biri... Farklı bir nevresimin üstünde farklı bir göz rengiyle ya da farklı boyda birisi olarak. İsmim de değişik olsun, belki yanımda da evlendiğim kadın. Çok saçma bir düşünce olduğunun farkındayım evet ama delilik de böyle bişey olsa gerek...
   Etrafında daha önce hiç tanışmadığın ve seninle arkadaş olduğunu söyleyen bir sürü değişik suret. Gerçekten çıldırtıcı bir his. Ne olduğunu nasıl olduğunu bilmeden alışmak zorunda olduğun gerçekliği bile meçhul bir sürü zırva. Aslında bu şekilde de bir yere varılmıyor. Şimdi yaşadıkların gerçek degil de orada hiç tanışmadığın insanların olduğu dünya mı gerçek. Hadi canım sen de... Nasıl bilebilirsin ki ?
   Denizin içinde vurgun yiyen insanların önce bayılıp sonra öldüğünü duymuştum. Bayılma hissi... Aynı anda milyonlarca rüya görmek gibi. Pembeler ve maviler içinde ölmek tuhaf olsa gerek. Ya da intihar ederek bu yolu kısaltmak. Gerçekten sağ bileğini kesen bir insanın sol bileğini de aynı soğukkanlılıkla kesip kesemediğini merak ediyorum.Vücudunun soğumasına an be an şahit olmak gittikçe üşümek belki de donarak ölmek...
   Her şey yolunda gittiğinde gerçekten bir an "Bu kadar yolunda olan şey ne ?" diye düşünmeye başladıysan "Farkındalık" zehri damarlarına dolmuş demektir. Ardından herşey tersine dönmeye başlar. Ve bardaktan boşanırcasına olur bu, şemsiyeni açana kadar her şey berbat olur. Sonra daha fazla şeyi anlamaya başlarsın ama gerçekliğinden şüphe duyarsın. Şüpheyse beynine saplanan bir kıymık gibi sürekli canını yakar. Şüphe geldiyse inanç kaybolur. Sigara dumanı gibi yanar ve kaybolur nereye gittiğinden haberin bile olmaz. Tekrardan inanmaya çalışmaksa 21 yılı baştan yaşamak gibidir. Geçmişte yaşadıklarını belki hiç yaşanmamış olduğunu kabullenemezsin. Sonra ne olur biliyor musun ? Bir kaç zaman sonra saçmalamayı kesersin. Herşey yoluna girer yavaş yavaş. Şüphelerini halının altına süpürürsün. Ta ki bir dahaki sorguya kadar.
   İnsanlara güvenmek bir insan için önemlidir. Güvenmezsen uyuyamazsın bile. Peki insanlara neden güvendiğini düşündün mü ? Belki onların samimiyetine güvenmişsindir. Güvenmesen bu kadar üzülmeyebilirdin. Herkesi mutlu etmeye çalışmak canımı yakıyor. En güvendiğim gerçeğin beni bu kadar üzüyor olması tuhaf. Bir rüyada olmak isterdim ya da "Kestik!" cümlesini duymak. Ya da şu anda delirmek isterdim. Cisimsiz gölgeler dolaşırdı peşimde ve daha hızlı yürümeye başlardım. Tavandaki çatlaklara bakıp bu evdeki bi önceki insanların hayaletlerini görürdüm. Gördüklerime kimseyi inandıramazdım. Kimse de kalmazdı etrafımda heralde. Daha fazla şey bildiğim için yalnız kalırdım. Delirmek aslında daha fazla şey görebilmektir. Ve sanırım ben deliriyorum...
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder