Nerden başlamalı bilmiyorum. Baya zaman oldu New York'a geleli. Anca yerleştim anca düzenimi kurabildim. Ama hiç kolay olmadı. Bildiğim ve kullandığım herşey burda çok farklı. Alışması zaman aldı. İlk geldiğim zamanlarda hissettiğim o iğrenç belirsizlik duuygusu nerdeyse hiç kalmadı. Etrafı öğrenmek nasıl olduysa pek bi kolay oldu. Büyüdük mü ne.
JFK ye indiğim o gün herşey çok tuhaftı. İstanbul'dan öğlen 12 de uçağa binip 9 saat uçtuktan sonra saat 15.30 da New York'a inmek inanılmaz saçmaydı. Hele uçağın inmesi ve kalkması arka arkaya 10 kere "Adrenalin" e binmiş gibi bi his verdi. Baya bi heyecanla indik uçaktan anlayacağın. Hava alanının dışı ve ilk şok. Amerikayla özdeşleşmiş olan o sarı ford taksiler her yerde. Daha önce hiç görmediğim bi sürü araba , daha önce adını dahi duymadığım bi sürü marka kocaman tırlar kamyonlar... Çok sürmedi bi 10 dk sonra meşhur New York trafiğinin tam ortasında kaldık. İntihar sebebi.
Manhattan'a geldik. New York'un göbeği. Yüksek binalar ışıl ışıl caddeler hakkaten baş döndürücü bir tabloydu. Sonra eve geldik. Yaşamaya başladık. Sonra günler benzer şekilde geçti. Ne kadar anlatmaya çalışsam da pek bi faydası olmaz. Bi sürü teferruat.
Ankara'ya geldiğim zamanları gurbet sayardım. Vay be Ankara'yı özleyeceğim hiç gelmezdi aklıma. Neresi gurbetmiş ya hiç olmazsa yer biliyon yol biliyon hadi diyelim bilmiyosun herkese sorabilirsin ya da tabelaları okuyup anlayabilirsin. Her şeyi nasıl özledim anlatamam. En basitinden bi bardak demli çay-ki çay benim için bi çok şey ifade eder. Duygularım çok çabuk değişiyo. Bazen macera dolu Amerika oluyo bazen altın kafes gibi dar geliyo. Aslına bakıldığında inanılmaz bi tecrübe. Her anlamda paranı idareli kullanman lazım , her yeri kendin öğrenmen lazım insanlarla iletişim kurman lazım. Evet yabancısın ama bi şekilde yerli gibi davranman lazım. Çok tuhaf işte kelimelere dökülünce saçmalıyorum. Çünkü durumun kendisi de pek farklı değil.
Kendime şaşırıyorum ya. Resmen ingilizce dertleştim dün gece. Üniversiteye dair , aşka dair , kızlara dair hayata dair. Konuştuğum kız bir rustu. Ama diğerlerinden hakkaten farklıydı. İçki sigara içmiyo ve daha ciddi şeyler için çabalıyo. Benden büyüktü belki abla desem abes kaçmazdı. Başımdan geçenleri anlattım ona. Bütün hayatımda yaşadıklarımı, bi yere varamadığımı ve şu an yaşayacaklarımı kestiremediğimi ve umudumun giderek azaldığını. Onun durumu da biraz karışıktı. Sadece yanlış anlamda kullandığı ingilizce bi kelimeden ötürü sevgili olabileceği çocuğu kaybetmişti. Aslında ne kadar da ucuz bi bahane. Ama adam siyah olunca iş biraz ırkçılığa kaçmış sanırım. Laf döndü dolaştı müziğe geldi. Kız da müzisyen piyano çalıyo ve sesi acayip kaliteli. Birlikte üç beş şarkı söyledik gecenin bi yarısı. Gerçekten çok eğlendim. Sonra biraz İngilizce telaffuzları üzerine konuştuk ve dün gece böyle bitti.
Çok uzak be. Dönmek istesen dönemezsin kalmak istesen alışmak zorunda olduğun bi sürü şey. 12. gün bugün bi sürü şey öğrendim. En güzeli de ne biliyo musun.Burdan geri döndüğümde hayatım boyunca ihtiyacım olacak bi sürü tecrübe ve bü sürü hatıram olcak. Şu zamana kadar bile bi sürü olay oldu bi sürü şey geçti başımdan. Daha herşey için erken hele bi işe başlıyım ne kadar eğlencem Allah bilir. Bu uzun ara için kusura bakmayın en kısa zamanda tekrar yazarım. sevgiler.
paşam ya.inan nasıl mutluyum senin adına.eğlen gez.tecrübelerinle büyü orda.her sey gönlünce dilediğince olsun..ankaradan new york a selamlar...
YanıtlaSilAleykum selam kardeşim çok saolasın :)
YanıtlaSil