5 Ekim 2013 Cumartesi

Ben,Kendim ve Sevgim

   Uzun bi aradan sonra yeniden yazmayı denemek istedim. O zamandan bu zamana neredeyse bir yıl olmuş. Üniversitenin ilk yılında başlamıştım buraya yazmaya. Bu son senem. Yetmiş tane yazı yazmışım buraya. Bazen geçmişi hatırlamak adına okuyorum yazdıklarımı ve bloga yazma amacımı yerine getiriyorum. Pek de iç açıcı şeyler yazmamışım. Gerçi yazacak çok fazla bir şey bulamamışım ama boş konuşmak benim işim ya doldurmuşum. Diyeceksin "Hayrola bi gelişme mi var?", gelişen tek şey ne yazdımsa onları iyice kabullenişim. Artık sızlanmanın bi anlamı kalmamış. Kabullenmek en iyisi. Belki daha iyileri de vardır ama elimden gelenin en iyisi bu kadar heralde.
   Son sınıf oldum ya artık mezun olmanın üzüntüsü içerisindeyim. Bahsettiğimiz bi "gelecek" kavramı var ya ben onu hep başka bir boyut olarak algılamıştım. Şimdi de zannediyorum ki okul hayatı bitince her şey darmadağın olacak. Hayat bi şekilde devam ediyo. Aynı evin aynı odasında aynı dağınıkla devam ediyo hayat. Arada bi hasta oluyorum falan. Bazen aşık oluyorum. Her şeye rağmen bi kaç gün sürdürebiliyorum. Son hissiyatlarımdan sonra bunu bile başarı saymaktayım. Yalnızlığa gelemez insan diyoruz ya ben yalnızlığın ortasında duruyorum. Ne ben ona gidiyorum ne o bana geliyo. Daha kolay oluyo ikimiz için de. Artık "Yine sabahın köründe uyunur mu be abi" günlerine son verdim. Erken yatıp erken kalkıyorum. Okula falan gidiyorum. Rutin hayatla büsbütün bütünleştim. Artık yollar daha uzun gelmeye başladı. Özetle sıkıcı.
   Daha kış gelmeden yine hasta oldum. Bu dönemlerde de hep hasta oluyorum. Eskisi gibi limonata içince kendime de gelemiyorum artık. Yaşlandım sanırım. Üşengeçliğimden doktora da gitmiyorum. Eş dost sağolsun ilaçsız bırakmıyolar. Ben en çok turuncu olanlarını seviyorum. Beyaz olanlar bana hiç de işe yarar gibi gelmiyo. O kadar ilaç şirketinde staj yaptım. Ben ilaçtan da anlarım. Her boktan anladığım gibi.
   Evde olduğum zamanlar bütün gün ne yaptığımı bile hatırlamıyorum. O denli gereksiz zaman dilimleri benim için. Bi kaç tane oyun indiriyim dedim. Artık büyümüşüm hemen sıkılıyorum. Şu an beni ne mutlu eder onu bile bilmiyorum. Çok konuşmak harbiden de zararmış. Tut kendini deli yüreğim diyorum. Evet bildiniz tutamıyorum. Aslında yalnızlık iyimiş lan bi yerde. Her şey kafana göre. Olduğun gibi. Dışarı çıkmak istemiyosam ki genelde istemiyorum, o zaman evde kalıyorum. Evde de çılgınlar gibi televizyon izliyorum. Onu da hayranlığımdan değil, bi mantık hatası bulayım da artık izlemiyim diye. Görüldüğü gibi pek de mantıklı sayılmam.
   İnsanlarla çok konuşmasam, nasıl boş biri olduğumu anlarlar diye tırsıyorum bazen. Ben konuşmazsam onlar konuşur. Onların açtığı muhabbetler de çoğu zaman sıkıcı olur. Zaten sıkılmaya yatkın bi bünyem olduğundan pek dayanamıyorum. Hiç olduğum gibi biri değilim lan ben hakkaten. Ama yine de kendimi seviyorum. Bunca yıldır beni yalnız bırakmadığı için. Şimdi burada yalnızlıkla ilgili bi sürü klişeye daha değinebilirdim. Lakin hiç birisini sikime bile takmıyorum. Yalnızlık güzeldir. Sessizlik iyidir. Konuşmalarsa çoğu zaman kırıcıdır. Susmaksa asla bir erdem olmamıştır. Nasıl konuşacağını bilemeyen insanların uydurduğu en kaliteli safsatadır. Bana gelince nasıl konuşacağını bilmediği halde çok konuşan bir insanım. Bu özellikle doğmadım. Ama iki insan aynı anda susunca o rahatsız edici sessizliği birinin bozması gerekir diye düşünüyorum. Ve gönüllü oluyorum. Sessizliği bozuyorum evet ama aslında sessizliğin güzelliğini de ortadan kaldırıyorum. Diğer insanlar da sessizliğin güzelliğini fark etselerdi asla bu işe girişmezdim. Biraz bunu deneyip insanlara da sessizliğin güzelliğini fark etmelerine fırsat vermeliyim. Bu yazıyı yazan bir insanın muhabbeti de gerçekten çok sıkıcı. Minik bi söz vererek bu bahsi de burada kapayayım. Çok konuşmicam.
   Kendini sevmeyen insanların, başkalarını gözlerinde çok büyüttüklerini düşünmüşümdür. Kendimi seviyorum ama çoğu zaman ağız dolusu sövüyorum. Kendime yapmadığımı bırakmasam da kırılmak darılmak olmuyo ya öylece avunuyorum. Diyorum ya dostum bi şekilde yaşıyorum tıpkı senin gibi. Üstünde çok da kafa yorulacak biri değilim. Sıradanım, basitim. Anlaması kolay birisiyim. Kişisel gelişim kitaplarında bahsedilen "Siz özelsiniz, Aslansınız, İsterseniz başarırsınız, Lider sizsiniz" cümlelerine hiç konu olamadan ölüp gideceğim. Önemli biri olmaya çalışacak kadar salak değilim. Hayat bu şekilde çarçur edilmemeli. Az konuşun, kendinizi sevin gerisini siktir edin. Bırakın arkanızdan salak densin. Sevgiler diyip bitirmekti adetim. Şu sıralar bana daha çok lazım. Allah'a emanet...

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder